Arı Ürünlerimiz





Dondurulmuş polen, kurutulmuş polen, süzme bal, petek bal > Bak: ARI ÜRÜNLERİMİZ - Petek bal nasıl yenir? Polen nasıl yenir? > Bak: TÜKETİCİ KÖŞESİ - Ahmetler Köyü Deyince> Bak: YÖREMİZİ TANIYALIM - Polen tuzaklı kovan yapımı Bak: ARICILIKTA YENİ UYGULAMALAR




25 Şubat 2011 Cuma

Yöremizdeki (Antalya - Manavgat) ballı ve polenli bitkiler


Arıcılık deyince aklıma bal gelir. Bal deyince de yayla balı gelir. Yayla balı yaylada olur. İşte bizim yayla, yaylada arılar...Bölgemizdeki ballı ve polenli bitkileri arıcılarımızın, bal ve polen tüketen tüketicilerimizin tanımasında faydalar vardır. Tüketicilerimiz bu bitkileri ve özelliklerini tanırlarsa tüketecekleri bal ve polenin kalitesi hakkında bir fikir edinmiş olurlar.
Bitkileri ve özelliklerini tanımak arıcılarımız için daha da önemlidir. Arıcılık yaptığımız yörelerde arılarımızın faydalanabileceği hangi bitkiler var? Balözü verenler, çiçektozu verenler… Hangisi nerede, ne zaman çiçek açar? Bunları gözlem yaparak defterimize not edersek ileride işimize yarayabilir. Arıları nereye ne zaman götüreceğimiz hakkında bir fikrimiz olur ve önceden bir plan yapabiliriz. Ben arıcılık yaparken gözlem yaparak not ettiğim bazı bilgileri burada paylaşmak istiyorum.

Bitkiler her sene aynı tarihlerde çiçek açmayabiliyor. İklimin bunda etkisi olduğu muhakkak. Bazı bitkiler eski açtığı tarihten 15 gün önce ya da sonra da çiçek açabiliyor. Başka bir konu da aynı bitki sahilde çiçek açtığı tarihten 15 gün sonra 500 m yukarıda 30 gün sonra 1000 m. yukarıda çiçek açabiliyor. Bu bakımdan tarih vermek zordur ve verilecek tarihler arasında tutarsızlıklar olması doğaldır. Tarihlerin bazılarını yeniden gözlem yapıp düzeltilecektir.

Bazı bitkilerin başka yörelerde adları farklıdır. Bu farklı adlar parantez içinde gösterilmiştir.

Sahilde açan çiçekler:

Malta erği (muşmula, yeni dünya) : Kasım, Aralık - Bal ve çiçektozu kaynağıdır. Malta eriğinden toplanan bal ve polen az olduğundan genelde arılara bırakılır. Hasat yapılmaz.


Baklaçiçeği, yabani hardal : Şubat, Mart - Çiçektozu kaynağıdırlar. Yörede bu çiçekler varsa ve havalar da uygun olursa arılar ilbaharda erken uyanıp gelişebilirler. Yabani hardal (yabani turp) ve bakla çiçekleri Çiğdem : Şubat, Mart - Çiçektozu, bal kaynağıdırlar
Gelincik: Sahilde: Şubat, Mart; yaylada: Mayıs, Haziran aylarında çiçek açar. Çiçektozu kaynağıdır.


Havaza: Çiçektozu, bal verir. Kendine özgü keskin bir kokusu vardır.
Çiriş (kiriş) Sandal çiçeğinden 2 hafta önce açar bal ve polen verir. Çirişin yapraklarından da bazı yörelerde yemek yapılmaktadır.
Gökkdiken (azgan dikeni) Sandal ile beraber açar. Bal ve polen verir.

Sandal (Koca ağaç, dağ çileği, yabani çilek,): 15 Mart – 10 Nisan - Kırmızı kabuklu bir ağaçtır. Bal verir, balı acıdır. Yukarılara çıktıkça geç açar. Sahilde bitince Akseki civarında (1000 m. civarı) çiçek açar. Nisan sonuna kadar devam eder. Sandal çiçeğinde arılar ilk olarak bol balözü bulur ve gelişme hızlanır.
Sandal çiçeklerinin  ağzı aşağı doğru baktığı için yağmur yağınca sandal çiçeklerindeki balözü yıkanmaz. O nedenle yağmur sonrası arılar sandal çiçeklerinden bal derlemeye devam ederler.
Çeti: Dikenli ve çok yıllık bir bitkidir. Bal ve polen kaynağıdır. 15 Mart -15 Nisan arasında çiçek açar.
Çayır çiçekleri -15 Mart… - Zilfir (üçgül): Mart, Nisan - Bal ve çiçektozu. Sahilde genellikle beyaz üçgül bulunur ve arılar bu çiçekten bol bal toplarlar. Yayladaki mor üçgül de verimli bir balözü kaynağıdır. Karağan: (Laden Çiçeği (Cistrose) Laden Gülü, Pamuk Otu, Karahan, Pembelik, Pamucak gibi adlar da kullanılmaktadır yurdumuzun çeşitli yerlerinde.) Portakal çiçekleriyle aynı zamanda açar. Arılar bol polen toplar.

Narinciye çiçekleri: 10 Nisan – 10 Mayıs arasında açarlar genellikle. Bazen 20 Martta yani erken açtığı da olur. Bal ve çiçektozu kaynağıdırlar. Portakal, mandalina, greyfurt, bazı limon çeşitleri aynı zamanda çiçek açarlar. Narinciye çiçeğinde arılar hızla gelişir. Genellikle ballıklar bu dönemde konur.

Çaltı: (Karaçalı): 1 Mayıs- 20 Mayıs – Bal ve çiçektozu verir.Tesbih çiçeği: 1 Mayıs: - 20 Mayıs – Balözü kaynağıdır. Tesbih çiçeğinin meyvesinin çekirdekleri tesbih tanelerine benzemektedir. Bu çekirdeklerden tesbih te yapılmaktadır. Ayrıca bu bitkinin kök kısmından kurtçukların çıkardığı bıçkı tozuna benzeyen bir madde bazı yörelerde günlük adıyla dumanının güzel kokusundan dolayı cuma ve kandil geceleri tütsü olarak da kullanılmaktadır. Defne, Erguvan gibi doğadaki çiçekli agaçlar: Mayısayında çiçek açarlar, bal ve çiçektozu verirler.
Lavanta: Arılar ve bombus arıları konmakta bal ve çiçektozu almaktadırlar.
Kekik (sahil kekiği, yağ kekiği, kara kekik, taş kekiği) Mayıs, Haziran. Kekik şifalı bitki olarak değişik amaçlarla kullanılır. Balı da kekik kokulu çok kaliteli ve şifalı bir baldır.
Mısır (Kocadarı): Mısır çiçeklerinde arılar çiçektozu tpolayarak faydalanmaktadırlar.
Susam: 15 Haziran… - Temmuz... Bal ve çiçektozu. Susam çiçeğinde arılar bol balözü bulurlar ve hızla gelişirler. Karayaprak (sarmaşık): Karayaprak ekim- Kasım aylarında açar. Kayalarda ya da ağaçlarda beraber yaşayan bir sarmaşık çeşididir. Balözü kaynağıdır.....................
Hayıt, mersin (murt), nane, yarpuz: Yaz boyunca bal ve çiçektozu verir

....................

Mersi ya da murt Akdeniz bölgesi sahillerinde makilik arazilerde bolca yetişir. Maki görünümündedir. Yaz aylarında çiçek açar. Arılar bal derler. Meyveleri güz aylarında pazarlarımızı süsler. Doğada daha çok siyah meyve veren yaban mersini bulunur. Beyaz renkli ve iri olan mersin bu yaban mersini dallarına aşılanabilir. Çam ormanları arasında yetişmişse boyları 3 m.yi bulabilir ama gövdeleri gene ince kalır.
 Mersin (murt) çiçeklerine yaz boyunca arılar konar. Çiçektozu ve bal alır.

Murt (yaban mersini) meyvesi. Doğadaki murtların meyveleri genellikle siyah renklidir. Aşılanınca beyaz renkli ve daha iri olan bir cinsi vardır. Beyaz mersinler ekim kasım aylarında pazarlarımızı süslerler.
Hayıt.Akdeniz bölgesi sahil kesimlerinde dere ve ırmak boylarında yaz aylarında çiçek açar. Arılar bal için konarlar.

Hayıt çiçeği.  Açık renkli özel kokusu tadı olan bir balı vardır.
Yaylada (1200 – 1700 m. yükseklikte) açan çiçekler:
Çağşır- 1 Mayıs – 20 Mayıs - Balözü ve çiçektozu kaynağıdır. Keskin bir kokusu vardır.

Karamuk – 1 Mayıs - 20 Mayıs - Çiçektozu ve balözü kaynağıdır.

Yer çiçekleri (Üçgül, ballıbaba, yonca, korunga vs.) - 15 Mayıs… Daha çok balözü kaynağıdırlar.

Şalba - 1 Haziran – 1 Temmuz – Bal kaynağıdır. (Şalba, şalba, koca şalba… Adaçayı gibi boğum boğum çiçek açar. Birkaç boğum birden de çiçek açar. Aşağıdaki çiçekler geçerken yukarıdan yeni basamaklar fışkırır. Eğer yağmur yağıp balözünü yıkamazsa 1 ay güzel bal verir. Yaylanın ballı bitkisi: Şalba
.......................
Adaçayı, nane – 1 Haziran - Balözü kaynağıdır.
........................
Sütleğen (sütlük) , yonca – 15 Haziran… - Bal (Sütleğen hem çiçeğinde balözü salgılar hem de yapraklarında basara dediğimiz böcekler ve tatlı bir madde oluşur. Sütleğende basara olursa ve yağmur yağıp yıkamazsa o yıl yaylada bal iyi olur. Sütleğen balı süzülse de kışın donmaz.) Donmayan yayla balının kaynağı: Sütleğen (sütlük)

Geven, keven - Temmuz… - Balözü kaynağıdır
.
Mor kekik: 1 Haziran – ... Balözü kaynağıdır. (Alt sol köşedeki bitki de bir geven çeşididir.)

Taş kekiği: 15 Ağustos… Arılar kekik çeşitlerinden daha çok bal alırlar. Deve dikeni: 1 Temmuz - Ağustos... Bal kaynağıdır Çakırdiken: 15 Temmuz… – Bal, çiçektozu kaynağıdır.

Sığırkuyruğu – 15 Haziran… - Bal, çiçektozu verir.
Güz çiçekleri
Keçiboynuzu (harnup): Halk söylemine göre keçiboynuzu doğada iki çeşittir. Bir cinsi yabani, bir cinsi aşılıdır.Yabani olandaki çiçeğe arılar daha çok konar, bal ve çiçektozu toplar.

Püren:
Fotoğraf: Ali Türk
İlk güz yağmurundan sonra çiçek açar. Polen ve bal kaynağıdır. Genelde sahilde yetişir, Deniz seviyesinden 1000 m. yüksekliğe kadar denizi görebilen yerlerde yetişir.İç bölgelerde ve daha yükseklerde yetişmez. Makiler arasında yetişen çalı görünümlü bir bitkidir. Çam ormanlarının içinde yetişebilen birkaç bitkiden biridir. Kışın yapraklarını dökmez. Boyu genelde 50 – 100 cm. arasındadır. Çam ormanları arasında yetişenler zamanla 2 m. kadar yükselen ağaççıklar da oluşturur. Ancak bu ağaççıklarda açan çiçekler bal ve polen bakımından verimli değildir. Kısa ve taze gövdeli olan bitkilerin çiçekleri daha verimlidir.
Püren balı Akdeniz bölgesinde güz sonunda hasat edilir. Süzme balları ve kapanmamış gözlü petekler genelde o kış erkenden donar. Çiçeğinin ve balının kendine özgü keskin bir kokusu vardır. Bölgemizde püren balları çoğunlukla arıların kışlık yiyeceği olarak bırakılır.

Sünemit: Pürenle aynı zamanda açar. Çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi her sene yenilenir. Bal ve çiçektozu verir. Sünemit ve püren olan yerlerde arılar hem yavruya gidip kışa genç nüfusla girerler hem de kışlık yiyeceklerini tamamlarlar. Yakın çevremizdeki diğer bal ve polen kaynakları
Çam balı (basara balı)
Fotoğraf: Ali Türk. Yazı: Vikipedi

Çam balı arıların çiçek poleninden değil, bir aracı böceğin salgısını kullanarak ürettiği, müstesna bir baldır. Dünyada sadece Türkiye ve Yunanistan'da bulunur.Çam balının üretilmesi için, çam pamuklu böceği ya da milimetrik boyutlarda olduğu için çam pamuklu biti olarak da adlandırılan, halk arasında basra böceği denilen bu böceğe ihtiyaç vardır. Bu böcek sadece kızılçam, karaçam ve Halep çamında yaşar. Çam pamuklu böcekleri, çamın özsuyunu emerek beslenir, artan özsuyunu da tatlı bir madde halinde dışkılarlar. Zoolojide bu böcek afidler sınıflandırması içinde Marchalina hellenica olarak adlandırıldığı gibi Monophlebus hellecinus olarak da bilinmektedir. Basra böceğinin Temmuz ve Ekim ayları arasında salgıladığı bu sıvı arılar tarafından çok sevilmektedir. Böceğin bu şekerli artığı arılar tarafından toplanır.
Çam balı arıların çiçek poleninden değil, Akdeniz iklimine mahsus bazı çam ağacı türlerinin gövdesinde yaşayan bir aracı böceğin salgısını kullanarak ürettiği, müstesna bir baldır. Dünyada sadece Türkiye ve Yunanistan'da bulunur.
Çam balının üretilmesi için, çam pamuklu böceği, veya milimetrik boyutlarda olduğu için çam pamuklu biti olarak da adlandırılan, halk arasında basra böceği (veya balsıra böceği) denilen bu böceğe ihtiyaç vardır. Bu böcek sadece kızılçam ("Türk çamı" veya "Kalabriya çamı" da denir), karaçam ve Halep çamında yaşar. Zoolojide bu böcek afidler sınıflandırması içinde Marchalina hellenica olarak adlandırıldığı gibi Monophlebus hellecinus olarak da bilinmektedir.
Basra (balsıra) böceği çamın özsuyunu emerek beslenir, artan özsuyunu da tatlı bir madde halinde dışkılar. Basra böceğinin Temmuz ve Ekim ayları arasında salgıladığı bu sıvı arılar tarafından çok sevilmektedir. Böceğin bu şekerli artığı arılar tarafından toplanır. Bu şekerli maddeyi bulunduran ağaçlara halk arasında balsıra ağaçları denilir. Balsıra ağaçlarında böcekler ağaç gövdelerinin toprak seviyesindeki kısımlarında yumurtlar ve doğan yavrular ağaca ağır ağır ve çamın özsuyunu emerek tırmanırlar. Kışın sert geçtiği yıllarda öldüklerinden, arıcılar, böyle durumlarda, böceğin kışın içinde biriktiği mumu bol olduğu bölgelerden toplayarak kendi bölgelerine götürürler ve soğuktan korumak için üzerini çalı çırpı ile örterek bırakırlar. Bu işlem en geç kış mumunun sağlam kaldığı Nisan ayında yapılmalıdır. Aksi takdirde, böcekler yolculuğa dayanamaz ve Mayıs ayındaki üreme mevsimi tehlikeye atılmış olur.
Arıcıların arı kovanlarını (arıların çam balı üretmesi için) çama bırakırken dikkat ettikleri bir başka husus, bu bölgede arıları fazla tutmamaktır. Zira balı böcek salgısından üreten arılar, çamda çok uzun süre bırakılırsa (en fazla 20 gün), çam ağaçlarında o sırada polen olmadığından, ana arı zamanla yumurtlamayı azaltır. Bu nedenle kovan zayıflar. Ana arının üretkenliğini muhafaza etmek için hazır polen kekleri verme uygulaması da yaygınlaşmaktadır. Öte yandan, çam balı üretilmek isteniyorsa, arının çamı terkedip çiçek polenlerine yönelmemesi için, çevrede fazla çiçek olmaması önemlidir.
Böcek Türkiye'de, Muğla, Aydın, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Antalya illerinin Ege sahil şeridi boyunca, iç bölgelerin ılıman kısımlarına biraz girecek şekilde (Menderes ovasının tamamı ve Denizli'de de bulunur) yaşamaktadır.
Çam balının en önemli özelliği kıvamı bozulmadan veya donmadan yıllarca saklanabilmesidir. Bu nedenle pazarlaması da kolaydır. Rengi çiçek ballarının ekseriyetinden daha koyudur. Besin değeri biraz daha düşük olmakla birlikte, özellikle boğaz rahatsızlıklarına çok iyi gelir. Çam balı, kristalizasyona dayanıklılığı ve önleyici özelliği ile, tıpta ve gıda sektöründe çeşitli ürünlerde (örneğin dondurmalarda) bir doğal katkı maddesi olarak geniş bir kullanım alanına, ve önemli ihracat potansiyeline sahip bir üründür. (Alıntı - Vikipedi)
Anason Çiçeği:
Beyaz bir çiçek açan anason bitkisinin meyvesi ve çayı midedeki şişkinlik ve gaz için kullanılmaktadır. Emziren annelerde süt artırıcı olarak ve öksürüğe karşı da kullanılmaktadır. Çiçeklerinden de arılar bal ve polen toplamaktadırlar. Anasondan elde edilen ve sanayide kullanılan uçucu yağların kendine özgü ağır bir kokusu vardır ve bu bala da geçmektedir.
Ben Burdur - Tefenni yörelerinde ekilen anason çiçeğine birkaç sene arı götürdüm. Genellikle her sene iyi bal aldım. Balında anason kokusu olur. Süzme ballarda bir ay sonra koku kalmaz ya da rahatsız etmeyecek kadar azalır. Arıların hırçınlaşması doğrudur. Anason çiçeğinde arılar yan yana ve tek sıra konur. Arkalı önlü konmaz. Çünkü araziden dönen arılar genellikle ön sıradaki kovanlara girer. Zayıf olup güçlenmesini istediğimiz kovanı diziden öne koyarsak güçlenir. Anasona ilk arı koyduğum sene muhtarın bana gösterdiği yerin 50 m. gerisinde daha önce bir arıcının arı koymuş olduğunu gördük. Arı sahibi muhtarla atıştı ve arılarını o gece kaldırdı. Yani arıların 50 m. önüne bile başka arı koymak sakıncalı imiş. Anason çiçeğinde arılar yavru üretimine de devam eder. Arazideki arılar hareketli bir hedef görürlerse genellikle saldırıp sokarlar. Onun için arı yakınlarında başlıksız gezmek ve hayvan otlatmak doğru değildir.
Bir anı: Antalya merkezde çalıştığım yıllardı. Arıları yaz aylarında Burdur yöresinde anason çiçeğine götürüyordum. Anason balı hasat edildikten sonra da Fethiye’ye çam balı için taşıyordum.. Böylece elimde pazarlamak için hem çiçek balım hem de çam basarası balım oluyordu.
Gelelim pazarlama yöntemine:
Öğretmen olduğum için okullarda öğretmen arkadaşları çay içme teneffüsünde ziyaret ediyordum. Kuru kuru ziyaret yerine bir kâsede çiçek balı, bir kâsede çam balı götürüp tadına bakmaları için masalarına koyuyordum. Balların tadına baktıktan sonra soruyorlardı:
“Balın donar mı?
Cevap:
"Bu bal donar, bu bal donmaz."
Bu arada sohbet sırasında çiçek ballarının kristalize olmasının normal olduğunu, oysa basara balının donmadığını ama bunun yanında çam balının bir kaynaktan, çiçek balının ise çok kaynaktan derlendiğini, besin değerinin de çam balından daha çok olabileceğini abartmadan uygun bir dil ile anlatıyordum. Çiçek balı çam balından daha pahalı olduğu halde “donan bal” almayı tercih ediyorlardı. Her gelişimde “donan bal”ın var mı? Diye soruyorlardı. Ve benim her sene ”donan bal"ım "donmayan bal"ımdan önce tükenirdi.