Arı Ürünlerimiz





Dondurulmuş polen, kurutulmuş polen, süzme bal, petek bal > Bak: ARI ÜRÜNLERİMİZ - Petek bal nasıl yenir? Polen nasıl yenir? > Bak: TÜKETİCİ KÖŞESİ - Ahmetler Köyü Deyince> Bak: YÖREMİZİ TANIYALIM - Polen tuzaklı kovan yapımı Bak: ARICILIKTA YENİ UYGULAMALAR




26 Şubat 2011 Cumartesi

Çiçektozu (polen) Nedir? Faydaları Nelerdir?

Yeni toplanmış çiçektozu topakçıklarını içinde varsa ilkin göz ile görülen yabancı maddeler el ile temizlenir. Sonra kalburdan, rüzgârdan geçirilerek küçük, hafif yabancı maddeler ayıklanır.


Taze yenmeyecekse ve aile ihtiyacı kadar tüketilecekse buzdolabımızın derin dondurucu bölümünde saklayabiliriz.

Çok miktarda saklanacaksa derin dondurucularda saklanır.

Derin dondurucu imkanı yoksa kurutulup kavanozlara konur. Kavanozlar oda sıcaklığında saklanacaksa ışık görmeyecek şekilde paketlenmelidir.

..................................................................
Çiçektozu (polen) Nedir?
Bir kovanın önünden bakınca kovana giren bal arılarının arka ayaklarında sarı, kırmızı, mor, ya da başka renklerde topakçıklar görürüz. Bunlara çiçektozu (polen) denir. Çiçektozlarını arılar çiçeklerin erkek organlarının başçıklarında bulunan toz halindeki maddelerden toplamaktadırlar. Arılar bu tozları kovana taşıyıp bal ile karıştırarak yavrularını beslemektedirler. Çiçektozu yavru gelişimi için gerekli olan bütün protein, vitamin, mineral ve büyümeyi düzenleyici maddeleri içerir. Çiçektozu olmazsa yavru beslenmesi olmaz ve arıların gelişmesi durur.
Arıcı kovan girişine çiçektozu kapanları (polen tuzakları) koyarak arıların arka ayaklarında getirdikleri bu topakçıkları toplayabilir. Toplanan bu çiçektozu topakçıkları uygun yöntemlerle saklanarak insan sağlığı ve başka amaçlar için de kullanılabilir.
Çiçektozunun Faydaları Nelerdir? Çiçektozu Hangi Amaçlarla Kullanılır?
Çiçektozu günlük olarak alındığında, vücudun gerekli protein, vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamaktadır. Dengeli beslenmeyi sağlamak için günlük çiçektozu almak yeterlidir. Ayrıca Koruyucu ve tedavi edici özellikleri de vardır.
Çiçektozu (polen) Nerelerde Kullanılır?Gelişme çağındaki çocuklarda beslenme bozukluğundan kaynaklanan gelişim bozukluklarını düzeltmek, düzenlemek, dengeli beslenmeyi sağlamak için.
Öğrencilerde dengeli beslenmek, zihinsel, bedensel yorgunlukları gidermek için.
Sporcularda ve yarış atlarında verimliliği sağlamak için.
Miskinlikten kurtulup zindeliği sağlamak için.
Kansızlığı önlemek ve gidermek için.
Bağırsak iltihaplarını ve kabızlığı önlemek, iyileştirmek için.
Hücre yenileyici özelliğiyle karaciğer ve kanser hastalıklarının tedavisi için.
Yaşlılarda prostat hastalığının gelişmesini önlemek için.
Aşırı yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği gidermek için.
Erkeklerde kısırlığı tedavi etmek için.
Yüksek tansiyonun önlemesi ve tedavisi için.
Hastalıktan yeni kalkanların canlanması ve zindeliğe kavuşması için ve daha bazı rahatsızlıkların önlenmesi ve iyileştirilmesi için kullanılmaktadır.

Polene karşı allerjisi olanların polen yememesi gerekir.
Çiçektozu (polen) nasıl ve ne kadar alınır?
Eğer polen tatlı ve taze ise kaşıkla ağza alınıp ağızda eritilerek yutulur. Acı ise süt veya sevilen bir meyve suyu içinde eritilip içilebilir. Süzme bal üzerine serpilip yenebilir. Nasıl kolayınıza gelirse.
Büyükler iki yemek kaşığı çiçektozunu (20 – 30 gr.)sabah kahvaltısından yarım saat önce aç karnına ve gece yatmazdan önce alırlarsa günlük ihtiyaç karşılanmış olur. Çocuklar için büyüklüğüne göre 1 – 2 tatlı kaşığı yeterlidir. (10 – 20 gr.). Bir yemek kaşığı kuru çiçektozu yaklaşık 10 gr. dır
Çiçektozu (polen) nasıl saklanmalı?
Besin değeri en fazla olan çiçektozu yeni derlenmiş taze çiçektozudur. Taze çiçektozuna besin değeri en yakın olanı derin dondurucuda saklanmış olanıdır. Derlenen taze çiçektozları taze olarak birkaç günde tüketilecekse buzdolabında saklanabilir. Birkaç günde tüketilmeyecekse imkân varsa derin dondurucuya konmalıdır. Derin dondurucuda çiçektozu bir yıl taze olarak saklanabilir. Bu imkân yoksa uygun şekilde kurutulmalıdır. Kurutulmadan nemli olarak oda sıcaklığında bekletilen çiçektozunun birkaç günde bütün besin değeri kaybolur.
Çiçektozu kurutulunca rengi, tadı, kokusu değişir. Haliyle besin değerinde de azalma olur. Kurutulmuş çiçektozu oda sıcaklığında birkaç ay, Buzdolabında bir yıl, derin dondurucuda birkaç yıl saklanabilir. Oda sıcaklığında saklanacak çiçektozu güneş ışığı görmemeli, kuru ve karanlık ortamda saklanmalıdır.

..............................................................
Çiçektozunun (polenin) Kurutulması:
Çiçektozu kapanında toplanan çiçektozları nemi fazla olan yerlerde her gün, nemi az olan yerlerde 1 – 2 gün ara ile toplanıp kalburdan ve rüzgârdan geçirilerek yabancı maddeler ayrılmalı. Daha sonra altına üstüne tülbent serilerek havadar ve gölge bir yerde kurutulmalıdır. Özel fırınlarda sıcaklık 42 dereceyi geçmeyecek şekilde de kurutulabilir. Nem oranı % 7 – 8 olacak şekilde kuruyunca ışık geçirmez bir kavanoz ya da başka bir kaba konularak saklanmalıdır.

.................................................................................

Polen hakkında internetteki sitelerde birçok yazı var. Bunlardan beğendiğim yazılardan birinin bir bölümünden kaynak göstererek buraya alıntı yaptım. Kaynak:
http://www.erginbal.com/polen.html
1. Polenin Yapısı
Polen; çiçekli bitkilerde çiçeklerin erkek organlarınca üretilip dişi organın döllenmesini sağlayan basitçe çiçek tozu olarak da adlandırılan bitkilerin erkek cinsiyet hücreleridir. Bal arıları, poleni büyük oranda yavru gıdası olarak kullanırlar. Polen kıymetli bir protein, vitamin ve mineral madde kaynağıdır.
Polende 18 çeşit amino asit, 10 farklı mineral madde, B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak C, D, E vitaminleri, doğal hormon, enzim, koenzim, pigment, karbonhidrat ve fermentler bulunmaktadır. Kaynağına göre değişiklik göstermekle birlikte genel ortalama olarak polen; %35 karbonhidrat, %20 protein, %20 su, %5 lipid ve %20 dolayında diğer maddeler içerir. Polen, bir canlının büyüyüp gelişebilmesi için günlük alınması gereken aminoasitleri, vitaminleri ve mineral maddeleri yeterli miktarlarda ve denge içinde bulunduran yegane doğal besin maddesidir.Polenin kimyasal yapısı, rengi, tadı, kokusu ve şekli bitki türüne göre değişmektedir. Çoğunlukla sarı renkli olup siyah, mor, pembe renkli polenlere de rastlamak mümkündür. Ayrıca balın kaynağı, balda bulunan polenlerin analizi ile belirlenmektedir.
2. Polenin Üretimi
Polen, polen tuzakları kullanılarak toplanmaktadır. Kovan girişine değişik şekillerde monte edilebilen tuzaklardan geçen arının taşıdığı polen tuzak haznesinde birikir. Haznede biriken polen, 1-2 gün aralıklarla boşaltılıp 42 oC'ı geçmeyen sıcaklıkta kurutma dolaplarında kurutulup su oranı %7-8 oranına düşürülür. Daha sonra eleklerden geçirilip temizlenen polen hava almayacak şekilde ambalajlanıp 6 aylığa kadar olan depolama için oda sıcaklığında daha uzun süreli depolamalar için soğuk ortamda saklanır. Uzun süreli saklanacak kurutulmuş ve temizlenmiş polen CO2 gazı ile fümige edilebilir. Yapılan denemeler polen toplamanın, koloninin gelişmesi ve bunun sonucu olarak da bal üretimi üzerinde önemli olumsuz etkide bulunmadığını göstermiştir. Polen toplanması durumunda, arıların daha çok polen toplama seferine çıkarak ve polen tuzağına rağmen küçük polen kümelerini koloniye geçirerek ihtiyaçları olan poleni depoladıkları tespit edilmiştir.
Bal üretimi yanında, gerektiğinde koloni beslemesinde kullanmak veya ticari amaçla polen toplamanın daha kazançlı arıcılığa vesile olduğu kesindir. Polen, teknik olarak kurutma dolaplarında kurutulması yanında basit olarak havadar ve doğrudan güneş ışığı almayan gölge bir yerde kurutulabilir.
3. Polenin Tüketimi
Polen, daha önce de bahsedildiği üzere canlının gelişmesi ve büyümesi için günlük alınması gereken tüm gerekli maddeleri uygun denge içinde bulunduran yegane doğal besindir. Bu bakımdan insan sağlığı ve beslenmesinde ve genel vücut direncinin korunmasında büyük öneme sahiptir. Polen, sabahları aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ya da akşam yemeğinden en az 4 saat sonra tercihen yatmadan önce sade olarak veya ılık süt ve meyve suları içinde alınmalıdır. Günlük alınması gereken doz duruma göre, yetişkinlerde 15-40 g, 6-12 yaş grubu çocuklarda 10-15 g, 3-5 yaş grubu çocuklarda ise 5-15 g'dır. Bir yemek kaşığı kuru polen yaklaşık 10 g'dır.
4. Polenin Faydaları
Genel sağlığın korunması ve vücut direncinin artırılması yanında dengeli beslenme amacıyla da tüketilen polen aşağıdaki hallerde de fayda sağlamaktadır. Ancak nadiren de görülse polen bazı kişilerde alerjik reaksiyona neden olabilir. Bu durumda polenin kullanılmaması gerekir. Polen;
Zihinsel ve bedensel yorgunluklarının giderilmesinde, * Çocukların sağlıklı gelişmesi ve beslenmesinde, * Düşünme, araştırma ve çalışma gücünün artırılmasında, * Sporcuların ve yarış hayvanlarının performanslarının artırılmasında, * Kansızlığın giderilmesinde, * Karaciğer, prostat ve kanser hastalıklarında faydalıdır.

-İspanya’daki bir araştırma grubu 15 farklı polen çeşidinin besin değerini tetkik etmiş ve protein, yağ ile karbonhidrat gibi ana besin maddelerinden zengin içeriği nedeniyle polenin günlük beslenme planı için önemli bir tamamlayıcı madde olabileceği yorumunu ortaya koymuştur. (Kaynak: Orzáez Villanueva et al. Int J Food Sci Nutr 2002; 53(3):217–24.)
-Yine İspanya’da yapılmış bir deneysel araştırma polenin demir eksikliği anemisi (kansızlığı) olan sıçanlarda demir, kalsiyum, fosfor ve magnezyum gibi önemli minerallerin metabolizmasını olumlu yönde etkilediği gösterilmiştir. (Kaynak: Haro et al. J Agric Food Chem 2000;48(11):5715–22.)
-Polenin besin değerinin yüksek olduğu bilgisinden yola çıkılarak İngiltere’de adölesan (ergenlik) çağındaki genç yüzücüler üzerinde yapılan karşılaştırmalı bir araştırma ilgi çekici bulgularla sonuçlanmıştır: Buna göre 20’şer yüzücüden oluşan iki gruptan birisine polen verilmiş diğeri ise kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. Polen kullanan yüzücülerin diğerlerine göre akciğer vital kapasitelerinin anlamlı düzeyde arttığı ve 6 haftalık antrenman periyodu süresince üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha az yakalandıkları görülmüştür. (Kaynak: Maughan & Evans. Br J Sports Med 1982; 16(3):142–5.)
-Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu ve Dr. Kadriye Sorkun'un birlikte kaleme aldığı ve TÜBİTAK’ın ‘Bilim ve Teknik’ dergisinde (Ekim 1984, Sayfa 34) yayınladığı “Doğa Harikası Polen” başlıklı bilimsel makalede polen ile ilgili yapılmış araştırmalarda elde edilmiş önemli bilimsel veriler özetlenmiştir. Makaleye göre: Polen metabolizmamız için çok değerli olan temel maddeleri içerir. Organizmamızı zinde tutmak ve dengeli beslenmek için vücudun ihtiyacı olan eksik maddeleri tamamlamak ve korumak açılarından yaşamsal önem taşımaktadır. Bir polen kürü ile en inatçı bağırsak iltihabı bile iyileşebilir. Polenler bağırsak bakteri ve fermentleri üzerinde olumlu etki yaparlar. Bu bakımdan polen fare ve sıçanlar üzerinde çeşitli araştırmalarda denenmiştir. Sonuçta polen yedirilen hayvanlar aynı değerde protein ve vitamin içeren besin alan diğer hayvanlara göre daha hızlı gelişmişlerdir. Bu bilgiler bize polenin besin içeriği bakımından ne denli zengin bir kaynak olduğunu ve bileşiminde insan sağlığı açısından önemli maddeler bulunduğunu göstermektedir (Kaynak: TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, 1984; Ekim: syf 34).

Arı poleninin faydaları saymakla bitmiyor…

KALP DAMAR HASTALIKLARINDA POLEN
En yaygın kalp hastalığı, damar kireçlenmesi ve tıkanmasıdır. Polenin yapısında bulunan P vitamini ve diğer yararlı elementler damarları yumuşatır, kana geçen civardaki artıkların idrarla dışarı atılmasını sağlar. Ünlü araştırmacı Alain Caillas, kitabında “Miyokard enfaktüsü ve kalbin kroner damarlarının tıkanmasında, polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor. Rus Bilimler Akademisi’nde Prof. Beklerov ve arkadaşlarının önemli araştırmalarına göre Polen, yüksek tansiyona, damar sertliğine, kolesterol yüksekliğine, kroner tromboz ve felçlere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor.” diye açıklıyor. Hürriyet gazetesinin “Püf noktası” sütununda “Çiçek tozu gençleştiriyormu ? İsveçli Dr. Lars Eric Essen ve Dr. Tissinin, poleni yaşlı insanlar üzerinde denemiş ve özellikle damar sertliğinde faydalı olduğunu meydana çıkarmışlardır. ” diye yazılmıştır.
RUH VE SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine “Sinir dokusu vitamini” denilmesi de bundandır. Polen de yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır.
Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine “Sinir dokusu vitamini” denilmesi de bundandır. Polen de yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır.
SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
Gastrit, Ülser, Kolit ve Hemeroid en yaygın sindirim sistemi hastalıklarıdır. Gastrit ve Ülserin ana nedeni ise sinirseldir, genelikle stresten kasılan (spazm yapan) mide kası sinirleri, o bölgeye gelen kılcal damarları da kısarak bir bölgenin kansız kalıp, yaraya dönüşmesine neden olur. Tedavi edilmezse insana yaşamı zehir eden hastalıklardır. Ömür boyu diet uygulamayı veya ameliyatları gerektirir. Bazı zamanlarda mide kanaması ve delinmesi şeklinde ölümlere neden olurlar. Belirtilen gramajlar dahilinde yapılan Polen kürleri, Mide-Barsak sistemine bağlı tüm hastalıklarda: geçici değil, Kesinkez tedavi sağlar.
KANSIZLIK VE ZAYIFLIKTA POLEN
Polenin en belirgin ve yaygın özelliği, süratle iştah açıcı ve kan yapıcı olmasıdır. Tedavilerde önemli olan, bileşiminde tüm cevherleri taşıyan bir kan sağlamak ve hasta bölgeye ulaştırmaktır. Gerisini vücut halleder…Nasıl bir otomobile, bozuk bir yakıt konduğunda çalışmasında aksaklık meydana gelirse; İnsan vücudunun yakıtı da ona gerekli tüm cevherleri bünyesinde bulunduran sağlıklı bir kandır. Kandaki cevherlerin bir veya birkaçının eksikliğine Kansızlık yani Anemi denir. Kansızlık her tür sağlık sorununa neden olan başlıca etkendir. Ülkemizde yapılan araştırmalar halkımızın %60-70′inin kansızlık sorunu olduğunu ortaya koymuştur. Düzenli kullanılan kürler sonucu; Polen: Kanı temizler, Kanı filtre eder, Kan yapar, Direnci arttırır, Alyuvar sayısını %30 oranında arttırdığı Bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.10
SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
Solunum sistemi hastalıklarının genel ve çok görülen nedeni üşütmektir. Üşütme ile vücudun direnci kırılır, metabolizma vücut ısısını normale çıkartmak için çaba sarfederken solunum yollarında virüs ve bakteriler kendine yer ve ortam bularak süratle çoğalırlar. Nezle, grip, anjin, faranjit, bronşit, zatürre, zatülcenp, astım, sinüzit ve verem gibi hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalık mikropları burada da kalmayıp, kan yolu mafsallara, kalp kapakçıklarına ve böbreklere vs. geçerek daha hayati hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle solunum sistemi hastalıklarının süratle tedavisine gidilmektedir. Gelişmiş ülke doktorları, bu hastalıklarda, diğer ilaçlarla birlikte Polen de vererek tedavi yapmaktadırlar. Çünkü Polen vücut direncini, kanın lökosit (alyuvarlar) ve antikor yapımını arttırır. Sovyet Prof. N.Joiriche, burun ve boğaza polen püskürtülerek mukoza direncini arttırmak ve virüsleri etkisiz kılmak yolundaki başarılı çalışmalarını yayınlamıştır. 1957′de ilk kez Pasteur Enstitüsü’nde polenin verem mikrobu olan “Koch” basiline karşı öldürücü etkisi olduğu saptandı. Yapısındaki sakızlı maddesi, terementi esansı, nükleik asitleri ve Bol B vitaminleri ile Polen, Akciğeri dezenfekte ettiği gibi, balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir.
ŞİŞMANLIKLARDA POLEN
Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi zayıflatır, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi normal haline getirir. Polen, hücrelerde ki yanma olayını metabolizmayı ve adrenalin salgılanmasını hızlandırır. Böylece biriken yağların erimesini çabuklaştırdığı gibi, kas gücünü de arttırarak zayıflama esnasında hissedilen halsizliği de giderir.
PROSTAT HASTALIĞINDA POLEN
Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar. Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis’te ve prostat hipertrofisi’nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi - Polen araştırmaları ile ödül kazanmış ) kitabında şöyle özetlemiştir.“Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği’nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği’nden Dr. Gosta Jonson’un çalışmaları polenin prostatitis’e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koydu. Prostat büyümesin de ise polen kürü ile yapılan denemeler aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını gösterdi. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır.”
YAŞLILIK SORUNLARINDA POLEN
Enerji üreten, dinçlik kazandıran polen, bilhassa ileri yaşlarda çok faydalıdır. Yaşlı insanların en çok yakındığı ve özlemini duyduğu sorun cinsel yetersizliktir. Kan yapıcı, hücre tazeleyici ve uyarıcı Polen bu soruna da büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Polenin, cinsel istek ve gücü canlandırdığı, kullananlarca doğrulanmıştır. Polen, bir aylık kürle, on yıl gençleştiren kimyasal içerikli sihirli bir değnek değildir. Ancak devamlı ve düzenli kür kullanımı halinde; vücudu hastalıklardan korur, kurtarır, kanı güçlendirir, kaybolan cinsel yaşamı tekrar geri getirir, ömrü uzatır ve hastalıksız standardı yüksek bir cinsel yaşam sürdürür.
KISIRLARDA POLEN
Polen kısırlarda da en önde gelen bitkisel gıdalardan biridir. Kısırlık tedavisinin en güç olanı sinirsel kaynaklı hormonal olan şeklidir. Kadın ve erkek beyninin ortasında bulunan nohut büyüklüğünde ki hipofiz bezi, belli zamanlarda kadınlarda yumurtalıklara, erkeklerde ise husyelere, omur ilik sinir telleri kanalı ile emir vererek yumurta ve sperm üretmelerini sağlatır. Korku, şok, stres, beyin özürü veya hastalıkları gibi nedenlerle hipofiz bezi bu görevini yapamaz ise kadında “ovülasyon yokluğu”, erkekte “ozosperm” denilen canlı sperm yokluğu ile kısırlıkları ortaya çıkarır. Dozajlı ve kaliteli bir Polenle birlikte alınan Arısütü, Karakovan balı ve Kırmızı Ginseng, vücuda hem olağanüstü doğal protein, aminoasit, vitamin, mineral sağlayarak destek vermekte ve beyinde hipofiz bezindeki “Spazm”ı çözerek yumurta ve canlı sperm üretimini tamamıyle üretmektedir.
BEBEK ÇOCUK VE GENÇLERDE POLEN
Yeni doğan bebek anne sütüyle beslenir. Eğer anne yeterli ve dengeli besleniyor ise; anne sütünün kalitesi, bebeğin beyin ve vücut gelişmesinin tam olabilmesi için yeterli olur. Dolayısıyla annenin süt verme zamanında Polen yemesi, bebeğin beyin ve beden gelişiminde, kemik kas yapısının güçlenmesinde, en önemlisi bebeğin bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasında olağanüstü rol oynamaktadır. Aynı zamanda Polenle beslenen annenin, bebeğine verdiği anne sütü daha uzun sürer. Böylece hem bebeğin gelişme bozukluğu önlenir hem de bebeğin kabızlığı önlenir, gazı giderir ve hastalık kapmamasına yardımcı olur.
Gelişme çağındaki çocuklarda ise çocukların, bol kaloriye, bol protein, vitamin ve madenlere ihtiyaçları vardır. Polen fazlasıyla; Enerjiyi veren vitaminleri, boy uzatan hormonları karşılar, zekayı çalıştırır, kemik ve kas kuvvetsizliklerini giderir.
Bilhassa fast-food alışkanlıklarına başlama çağı olan ve gelişmenin durduğu genç yaşlarda kullanılan Polen kürleri; Gençlerin gelişmesini durdurmaz, sportif faaliyetlerde başarılı olmalarını sağlar, zekalarını çalıştırabilme kapasitelerinin en yüksek olduğu bu dönemde gerekli aminoasit ihtiyacını karşılar ve sonuç olarak hayata başlama adımlarında, beyin-beden gücü standartı yüksek olarak, polen kullanmayan akranlarından, hem fizik hem de başarı olarak daha da önde olurlar.
SAÇ DÖKÜLMELERİNDE POLEN
Polen, saçın suyu ve gübresidir. Saça faydası, kök kısmına yaptığı olumlu etkidir. Bileşiminde ki (doğanın sunduğu saf şekilde); B5 Vitamini (pantotenik asit), niacin ve cystin, saç kökünü en iyi şekilde besler, dökülmesini durdurur, cansız kılların kıl hacmini geliştirir ve saçın gürleşmesini sağlar.
...................................

Polenle ilgili bilimsel araştırmaları tanıtan bir yazı da aşağıda bağlantısını verdiğim sitede yer alıyor. İlgilenenler için:





25 Şubat 2011 Cuma

Yöremizdeki (Antalya - Manavgat) ballı ve polenli bitkiler


Arıcılık deyince aklıma bal gelir. Bal deyince de yayla balı gelir. Yayla balı yaylada olur. İşte bizim yayla, yaylada arılar...Bölgemizdeki ballı ve polenli bitkileri arıcılarımızın, bal ve polen tüketen tüketicilerimizin tanımasında faydalar vardır. Tüketicilerimiz bu bitkileri ve özelliklerini tanırlarsa tüketecekleri bal ve polenin kalitesi hakkında bir fikir edinmiş olurlar.
Bitkileri ve özelliklerini tanımak arıcılarımız için daha da önemlidir. Arıcılık yaptığımız yörelerde arılarımızın faydalanabileceği hangi bitkiler var? Balözü verenler, çiçektozu verenler… Hangisi nerede, ne zaman çiçek açar? Bunları gözlem yaparak defterimize not edersek ileride işimize yarayabilir. Arıları nereye ne zaman götüreceğimiz hakkında bir fikrimiz olur ve önceden bir plan yapabiliriz. Ben arıcılık yaparken gözlem yaparak not ettiğim bazı bilgileri burada paylaşmak istiyorum.

Bitkiler her sene aynı tarihlerde çiçek açmayabiliyor. İklimin bunda etkisi olduğu muhakkak. Bazı bitkiler eski açtığı tarihten 15 gün önce ya da sonra da çiçek açabiliyor. Başka bir konu da aynı bitki sahilde çiçek açtığı tarihten 15 gün sonra 500 m yukarıda 30 gün sonra 1000 m. yukarıda çiçek açabiliyor. Bu bakımdan tarih vermek zordur ve verilecek tarihler arasında tutarsızlıklar olması doğaldır. Tarihlerin bazılarını yeniden gözlem yapıp düzeltilecektir.

Bazı bitkilerin başka yörelerde adları farklıdır. Bu farklı adlar parantez içinde gösterilmiştir.

Sahilde açan çiçekler:

Malta erği (muşmula, yeni dünya) : Kasım, Aralık - Bal ve çiçektozu kaynağıdır. Malta eriğinden toplanan bal ve polen az olduğundan genelde arılara bırakılır. Hasat yapılmaz.


Baklaçiçeği, yabani hardal : Şubat, Mart - Çiçektozu kaynağıdırlar. Yörede bu çiçekler varsa ve havalar da uygun olursa arılar ilbaharda erken uyanıp gelişebilirler. Yabani hardal (yabani turp) ve bakla çiçekleri Çiğdem : Şubat, Mart - Çiçektozu, bal kaynağıdırlar
Gelincik: Sahilde: Şubat, Mart; yaylada: Mayıs, Haziran aylarında çiçek açar. Çiçektozu kaynağıdır.


Havaza: Çiçektozu, bal verir. Kendine özgü keskin bir kokusu vardır.
Çiriş (kiriş) Sandal çiçeğinden 2 hafta önce açar bal ve polen verir. Çirişin yapraklarından da bazı yörelerde yemek yapılmaktadır.
Gökkdiken (azgan dikeni) Sandal ile beraber açar. Bal ve polen verir.

Sandal (Koca ağaç, dağ çileği, yabani çilek,): 15 Mart – 10 Nisan - Kırmızı kabuklu bir ağaçtır. Bal verir, balı acıdır. Yukarılara çıktıkça geç açar. Sahilde bitince Akseki civarında (1000 m. civarı) çiçek açar. Nisan sonuna kadar devam eder. Sandal çiçeğinde arılar ilk olarak bol balözü bulur ve gelişme hızlanır.
Sandal çiçeklerinin  ağzı aşağı doğru baktığı için yağmur yağınca sandal çiçeklerindeki balözü yıkanmaz. O nedenle yağmur sonrası arılar sandal çiçeklerinden bal derlemeye devam ederler.
Çeti: Dikenli ve çok yıllık bir bitkidir. Bal ve polen kaynağıdır. 15 Mart -15 Nisan arasında çiçek açar.
Çayır çiçekleri -15 Mart… - Zilfir (üçgül): Mart, Nisan - Bal ve çiçektozu. Sahilde genellikle beyaz üçgül bulunur ve arılar bu çiçekten bol bal toplarlar. Yayladaki mor üçgül de verimli bir balözü kaynağıdır. Karağan: (Laden Çiçeği (Cistrose) Laden Gülü, Pamuk Otu, Karahan, Pembelik, Pamucak gibi adlar da kullanılmaktadır yurdumuzun çeşitli yerlerinde.) Portakal çiçekleriyle aynı zamanda açar. Arılar bol polen toplar.

Narinciye çiçekleri: 10 Nisan – 10 Mayıs arasında açarlar genellikle. Bazen 20 Martta yani erken açtığı da olur. Bal ve çiçektozu kaynağıdırlar. Portakal, mandalina, greyfurt, bazı limon çeşitleri aynı zamanda çiçek açarlar. Narinciye çiçeğinde arılar hızla gelişir. Genellikle ballıklar bu dönemde konur.

Çaltı: (Karaçalı): 1 Mayıs- 20 Mayıs – Bal ve çiçektozu verir.Tesbih çiçeği: 1 Mayıs: - 20 Mayıs – Balözü kaynağıdır. Tesbih çiçeğinin meyvesinin çekirdekleri tesbih tanelerine benzemektedir. Bu çekirdeklerden tesbih te yapılmaktadır. Ayrıca bu bitkinin kök kısmından kurtçukların çıkardığı bıçkı tozuna benzeyen bir madde bazı yörelerde günlük adıyla dumanının güzel kokusundan dolayı cuma ve kandil geceleri tütsü olarak da kullanılmaktadır. Defne, Erguvan gibi doğadaki çiçekli agaçlar: Mayısayında çiçek açarlar, bal ve çiçektozu verirler.
Lavanta: Arılar ve bombus arıları konmakta bal ve çiçektozu almaktadırlar.
Kekik (sahil kekiği, yağ kekiği, kara kekik, taş kekiği) Mayıs, Haziran. Kekik şifalı bitki olarak değişik amaçlarla kullanılır. Balı da kekik kokulu çok kaliteli ve şifalı bir baldır.
Mısır (Kocadarı): Mısır çiçeklerinde arılar çiçektozu tpolayarak faydalanmaktadırlar.
Susam: 15 Haziran… - Temmuz... Bal ve çiçektozu. Susam çiçeğinde arılar bol balözü bulurlar ve hızla gelişirler. Karayaprak (sarmaşık): Karayaprak ekim- Kasım aylarında açar. Kayalarda ya da ağaçlarda beraber yaşayan bir sarmaşık çeşididir. Balözü kaynağıdır.....................
Hayıt, mersin (murt), nane, yarpuz: Yaz boyunca bal ve çiçektozu verir

....................

Mersi ya da murt Akdeniz bölgesi sahillerinde makilik arazilerde bolca yetişir. Maki görünümündedir. Yaz aylarında çiçek açar. Arılar bal derler. Meyveleri güz aylarında pazarlarımızı süsler. Doğada daha çok siyah meyve veren yaban mersini bulunur. Beyaz renkli ve iri olan mersin bu yaban mersini dallarına aşılanabilir. Çam ormanları arasında yetişmişse boyları 3 m.yi bulabilir ama gövdeleri gene ince kalır.
 Mersin (murt) çiçeklerine yaz boyunca arılar konar. Çiçektozu ve bal alır.

Murt (yaban mersini) meyvesi. Doğadaki murtların meyveleri genellikle siyah renklidir. Aşılanınca beyaz renkli ve daha iri olan bir cinsi vardır. Beyaz mersinler ekim kasım aylarında pazarlarımızı süslerler.
Hayıt.Akdeniz bölgesi sahil kesimlerinde dere ve ırmak boylarında yaz aylarında çiçek açar. Arılar bal için konarlar.

Hayıt çiçeği.  Açık renkli özel kokusu tadı olan bir balı vardır.
Yaylada (1200 – 1700 m. yükseklikte) açan çiçekler:
Çağşır- 1 Mayıs – 20 Mayıs - Balözü ve çiçektozu kaynağıdır. Keskin bir kokusu vardır.

Karamuk – 1 Mayıs - 20 Mayıs - Çiçektozu ve balözü kaynağıdır.

Yer çiçekleri (Üçgül, ballıbaba, yonca, korunga vs.) - 15 Mayıs… Daha çok balözü kaynağıdırlar.

Şalba - 1 Haziran – 1 Temmuz – Bal kaynağıdır. (Şalba, şalba, koca şalba… Adaçayı gibi boğum boğum çiçek açar. Birkaç boğum birden de çiçek açar. Aşağıdaki çiçekler geçerken yukarıdan yeni basamaklar fışkırır. Eğer yağmur yağıp balözünü yıkamazsa 1 ay güzel bal verir. Yaylanın ballı bitkisi: Şalba
.......................
Adaçayı, nane – 1 Haziran - Balözü kaynağıdır.
........................
Sütleğen (sütlük) , yonca – 15 Haziran… - Bal (Sütleğen hem çiçeğinde balözü salgılar hem de yapraklarında basara dediğimiz böcekler ve tatlı bir madde oluşur. Sütleğende basara olursa ve yağmur yağıp yıkamazsa o yıl yaylada bal iyi olur. Sütleğen balı süzülse de kışın donmaz.) Donmayan yayla balının kaynağı: Sütleğen (sütlük)

Geven, keven - Temmuz… - Balözü kaynağıdır
.
Mor kekik: 1 Haziran – ... Balözü kaynağıdır. (Alt sol köşedeki bitki de bir geven çeşididir.)

Taş kekiği: 15 Ağustos… Arılar kekik çeşitlerinden daha çok bal alırlar. Deve dikeni: 1 Temmuz - Ağustos... Bal kaynağıdır Çakırdiken: 15 Temmuz… – Bal, çiçektozu kaynağıdır.

Sığırkuyruğu – 15 Haziran… - Bal, çiçektozu verir.
Güz çiçekleri
Keçiboynuzu (harnup): Halk söylemine göre keçiboynuzu doğada iki çeşittir. Bir cinsi yabani, bir cinsi aşılıdır.Yabani olandaki çiçeğe arılar daha çok konar, bal ve çiçektozu toplar.

Püren:
Fotoğraf: Ali Türk
İlk güz yağmurundan sonra çiçek açar. Polen ve bal kaynağıdır. Genelde sahilde yetişir, Deniz seviyesinden 1000 m. yüksekliğe kadar denizi görebilen yerlerde yetişir.İç bölgelerde ve daha yükseklerde yetişmez. Makiler arasında yetişen çalı görünümlü bir bitkidir. Çam ormanlarının içinde yetişebilen birkaç bitkiden biridir. Kışın yapraklarını dökmez. Boyu genelde 50 – 100 cm. arasındadır. Çam ormanları arasında yetişenler zamanla 2 m. kadar yükselen ağaççıklar da oluşturur. Ancak bu ağaççıklarda açan çiçekler bal ve polen bakımından verimli değildir. Kısa ve taze gövdeli olan bitkilerin çiçekleri daha verimlidir.
Püren balı Akdeniz bölgesinde güz sonunda hasat edilir. Süzme balları ve kapanmamış gözlü petekler genelde o kış erkenden donar. Çiçeğinin ve balının kendine özgü keskin bir kokusu vardır. Bölgemizde püren balları çoğunlukla arıların kışlık yiyeceği olarak bırakılır.

Sünemit: Pürenle aynı zamanda açar. Çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi her sene yenilenir. Bal ve çiçektozu verir. Sünemit ve püren olan yerlerde arılar hem yavruya gidip kışa genç nüfusla girerler hem de kışlık yiyeceklerini tamamlarlar. Yakın çevremizdeki diğer bal ve polen kaynakları
Çam balı (basara balı)
Fotoğraf: Ali Türk. Yazı: Vikipedi

Çam balı arıların çiçek poleninden değil, bir aracı böceğin salgısını kullanarak ürettiği, müstesna bir baldır. Dünyada sadece Türkiye ve Yunanistan'da bulunur.Çam balının üretilmesi için, çam pamuklu böceği ya da milimetrik boyutlarda olduğu için çam pamuklu biti olarak da adlandırılan, halk arasında basra böceği denilen bu böceğe ihtiyaç vardır. Bu böcek sadece kızılçam, karaçam ve Halep çamında yaşar. Çam pamuklu böcekleri, çamın özsuyunu emerek beslenir, artan özsuyunu da tatlı bir madde halinde dışkılarlar. Zoolojide bu böcek afidler sınıflandırması içinde Marchalina hellenica olarak adlandırıldığı gibi Monophlebus hellecinus olarak da bilinmektedir. Basra böceğinin Temmuz ve Ekim ayları arasında salgıladığı bu sıvı arılar tarafından çok sevilmektedir. Böceğin bu şekerli artığı arılar tarafından toplanır.
Çam balı arıların çiçek poleninden değil, Akdeniz iklimine mahsus bazı çam ağacı türlerinin gövdesinde yaşayan bir aracı böceğin salgısını kullanarak ürettiği, müstesna bir baldır. Dünyada sadece Türkiye ve Yunanistan'da bulunur.
Çam balının üretilmesi için, çam pamuklu böceği, veya milimetrik boyutlarda olduğu için çam pamuklu biti olarak da adlandırılan, halk arasında basra böceği (veya balsıra böceği) denilen bu böceğe ihtiyaç vardır. Bu böcek sadece kızılçam ("Türk çamı" veya "Kalabriya çamı" da denir), karaçam ve Halep çamında yaşar. Zoolojide bu böcek afidler sınıflandırması içinde Marchalina hellenica olarak adlandırıldığı gibi Monophlebus hellecinus olarak da bilinmektedir.
Basra (balsıra) böceği çamın özsuyunu emerek beslenir, artan özsuyunu da tatlı bir madde halinde dışkılar. Basra böceğinin Temmuz ve Ekim ayları arasında salgıladığı bu sıvı arılar tarafından çok sevilmektedir. Böceğin bu şekerli artığı arılar tarafından toplanır. Bu şekerli maddeyi bulunduran ağaçlara halk arasında balsıra ağaçları denilir. Balsıra ağaçlarında böcekler ağaç gövdelerinin toprak seviyesindeki kısımlarında yumurtlar ve doğan yavrular ağaca ağır ağır ve çamın özsuyunu emerek tırmanırlar. Kışın sert geçtiği yıllarda öldüklerinden, arıcılar, böyle durumlarda, böceğin kışın içinde biriktiği mumu bol olduğu bölgelerden toplayarak kendi bölgelerine götürürler ve soğuktan korumak için üzerini çalı çırpı ile örterek bırakırlar. Bu işlem en geç kış mumunun sağlam kaldığı Nisan ayında yapılmalıdır. Aksi takdirde, böcekler yolculuğa dayanamaz ve Mayıs ayındaki üreme mevsimi tehlikeye atılmış olur.
Arıcıların arı kovanlarını (arıların çam balı üretmesi için) çama bırakırken dikkat ettikleri bir başka husus, bu bölgede arıları fazla tutmamaktır. Zira balı böcek salgısından üreten arılar, çamda çok uzun süre bırakılırsa (en fazla 20 gün), çam ağaçlarında o sırada polen olmadığından, ana arı zamanla yumurtlamayı azaltır. Bu nedenle kovan zayıflar. Ana arının üretkenliğini muhafaza etmek için hazır polen kekleri verme uygulaması da yaygınlaşmaktadır. Öte yandan, çam balı üretilmek isteniyorsa, arının çamı terkedip çiçek polenlerine yönelmemesi için, çevrede fazla çiçek olmaması önemlidir.
Böcek Türkiye'de, Muğla, Aydın, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Antalya illerinin Ege sahil şeridi boyunca, iç bölgelerin ılıman kısımlarına biraz girecek şekilde (Menderes ovasının tamamı ve Denizli'de de bulunur) yaşamaktadır.
Çam balının en önemli özelliği kıvamı bozulmadan veya donmadan yıllarca saklanabilmesidir. Bu nedenle pazarlaması da kolaydır. Rengi çiçek ballarının ekseriyetinden daha koyudur. Besin değeri biraz daha düşük olmakla birlikte, özellikle boğaz rahatsızlıklarına çok iyi gelir. Çam balı, kristalizasyona dayanıklılığı ve önleyici özelliği ile, tıpta ve gıda sektöründe çeşitli ürünlerde (örneğin dondurmalarda) bir doğal katkı maddesi olarak geniş bir kullanım alanına, ve önemli ihracat potansiyeline sahip bir üründür. (Alıntı - Vikipedi)
Anason Çiçeği:
Beyaz bir çiçek açan anason bitkisinin meyvesi ve çayı midedeki şişkinlik ve gaz için kullanılmaktadır. Emziren annelerde süt artırıcı olarak ve öksürüğe karşı da kullanılmaktadır. Çiçeklerinden de arılar bal ve polen toplamaktadırlar. Anasondan elde edilen ve sanayide kullanılan uçucu yağların kendine özgü ağır bir kokusu vardır ve bu bala da geçmektedir.
Ben Burdur - Tefenni yörelerinde ekilen anason çiçeğine birkaç sene arı götürdüm. Genellikle her sene iyi bal aldım. Balında anason kokusu olur. Süzme ballarda bir ay sonra koku kalmaz ya da rahatsız etmeyecek kadar azalır. Arıların hırçınlaşması doğrudur. Anason çiçeğinde arılar yan yana ve tek sıra konur. Arkalı önlü konmaz. Çünkü araziden dönen arılar genellikle ön sıradaki kovanlara girer. Zayıf olup güçlenmesini istediğimiz kovanı diziden öne koyarsak güçlenir. Anasona ilk arı koyduğum sene muhtarın bana gösterdiği yerin 50 m. gerisinde daha önce bir arıcının arı koymuş olduğunu gördük. Arı sahibi muhtarla atıştı ve arılarını o gece kaldırdı. Yani arıların 50 m. önüne bile başka arı koymak sakıncalı imiş. Anason çiçeğinde arılar yavru üretimine de devam eder. Arazideki arılar hareketli bir hedef görürlerse genellikle saldırıp sokarlar. Onun için arı yakınlarında başlıksız gezmek ve hayvan otlatmak doğru değildir.
Bir anı: Antalya merkezde çalıştığım yıllardı. Arıları yaz aylarında Burdur yöresinde anason çiçeğine götürüyordum. Anason balı hasat edildikten sonra da Fethiye’ye çam balı için taşıyordum.. Böylece elimde pazarlamak için hem çiçek balım hem de çam basarası balım oluyordu.
Gelelim pazarlama yöntemine:
Öğretmen olduğum için okullarda öğretmen arkadaşları çay içme teneffüsünde ziyaret ediyordum. Kuru kuru ziyaret yerine bir kâsede çiçek balı, bir kâsede çam balı götürüp tadına bakmaları için masalarına koyuyordum. Balların tadına baktıktan sonra soruyorlardı:
“Balın donar mı?
Cevap:
"Bu bal donar, bu bal donmaz."
Bu arada sohbet sırasında çiçek ballarının kristalize olmasının normal olduğunu, oysa basara balının donmadığını ama bunun yanında çam balının bir kaynaktan, çiçek balının ise çok kaynaktan derlendiğini, besin değerinin de çam balından daha çok olabileceğini abartmadan uygun bir dil ile anlatıyordum. Çiçek balı çam balından daha pahalı olduğu halde “donan bal” almayı tercih ediyorlardı. Her gelişimde “donan bal”ın var mı? Diye soruyorlardı. Ve benim her sene ”donan bal"ım "donmayan bal"ımdan önce tükenirdi.




































20 Şubat 2011 Pazar

Erken ilkbahar varova ilaçlaması

Kışın Akdeniz bölgesinde havalar uygun giderse ana arılar yumurtayı kesmiyor. Onun için varova mücadelesinde başarılı olmak zor. Ancak havaların çok soğuk olduğu günlerde yumurta ve yavru azalıyor. Sanırım bu günlerde yumurta ve yavru azaldı.

1 Şubat günü arıların yanına varınca arıların hiç uçmadığını gördüm. Arkadaki su birikintisini görünce durumu anladım. Suyun üstü buz tutmuştu. Arıların hepsi içerideydi."Ustaların oksalik asit için tarif ettikleri gün bu gün olsa gerek." dedim kendi kendime. "Sanırsam benim arılar bu gün kış salkımına girmiş (!)"

Bir hafta öncesi 10 arıda bir deneme yapmıştım. Olumsuz bir sonuç görmedim. Hemen gerekli karışımı hazırlayıp arıların tamamına oksalik asit damlaması yaptım. Mantık, asitli bileşiğin bütün arılara bulaşması ise tam zamanında oldu. Damlatma yaptığım sürede fazla dışarı çıkan olmadı.

Güzün arıların bir kısmını daraltmıştım. Ama arısı 10 çıta görünen ve kapanmamış balları olanları 10 çıtada bırakmıştım. Bu daraltılmamış arıların yoğunluğu azalmış, kapanmamış petekler boşalmış. Kovanlar hazır açılmışken bu boş petekleri de alıp kovanları daraltıp böldüm. Hazır açılmışken dondurulmuş polen katkılı hazırladığım kekten de verdim. Kekin etkisiyle olsa gerek bazı arılardan dışarı çıkanlar oldu ama fazla durmayıp içeri girdiler. Yanımdaki arıcı komşularımla da haberleştik; onlar da varova ilaçlaması yaptılar.

Varova ilaçlaması,

Kovanları daraltıp sıkıştırma,

Kek verme...

Şimdilik üstüme düşeni yaptım sanırsam. Gerisi havanın gelişine ve arılara kaldı. Şubat 15 ten sonra da durum uygun olursa sıvı besleme gündeme gelir.

Kışın arıların konduğu çiçekler




Bu gün: 23 Ocak 2011.

Akdeniz bölgesinde Güzün yağmurlar yağdıktan sonra püren çiçekleri açtı. Onlar bitince Kasım sonu Aralık başlarında malta erikleri açtı.

Ocak ayında arıların yakınlarında varsa, bakla çiçekleri, yabani hardal çiçekleri Bu yörede “yabani turp” da deniyor) açıyor.

15 Kasımdan beri arıları hiç açmamıştım. Geçen Perşembe günü arıların 10 tanesine denemek için Oksalik asit damlatması yaptım. İçini açtığım arılarda şunu gördüm. Yiyecek durumları iyi. Bölme tahtası olup yerleri daraltılmış sıkıştırılmış arılarda çerçeve başına arı yoğunluğu iyi. Bölünüp daraltılmamış arılarda yoğunluk azalmış. İlk fırsatta onlardaki fazla çıtaları alıp yerlerini daraltarak sıkıştırmam gerekli diye düşünüyorum. Arıların önünde bir bakla tarlası var. Arılar baklaya konuyor. Yakınlardakibahçelerde yabani hardal çiçekleri de görülüyor. Onlardan da arılar güzel çiçektozu topluyor.