Arı Ürünlerimiz





Dondurulmuş polen, kurutulmuş polen, süzme bal, petek bal > Bak: ARI ÜRÜNLERİMİZ - Petek bal nasıl yenir? Polen nasıl yenir? > Bak: TÜKETİCİ KÖŞESİ - Ahmetler Köyü Deyince> Bak: YÖREMİZİ TANIYALIM - Polen tuzaklı kovan yapımı Bak: ARICILIKTA YENİ UYGULAMALAR




28 Şubat 2012 Salı

Polen Tuzaklı Kovan Nasıl Yapılır?

Polen Tuzaklı Kovan (Çiçektozu Kapanlı Kovan)



Zamanımızda her alanda olduğu gibi arıcılıkta da bazı yenilikler ve gelişmeler olmaktadır. Bunları tanımak ve uygulamak işimizi kolaylaştırmakta ve ürün verimini artırmaktadır. Önceleri arı kovanlarının önüne konan polen tuzakları şimdi kovan yapılırken altına konmaktadır. Bu yöntemle hem arıların işi kolaylaşıyor, hem arıcının işi kolaylaşıyor, hem de ürün verimi kat kat artıyor. Toplanan taze çiçektozları eskiden kurutularak değerlendirilirken şimdi derin dondurucularda saklanarak taze olarak tüketilebiliyor. Böylece besin değeri azalmadan kullanılabiliyor. Ben burada, internette araştırıp incelediğim mevcut polen tuzaklı kovanları kendime göre biraz değiştirerek yaptığım ve birkaç senedir kullandığım polen tuzaklı kovanımı tanıtmak istiyorum. Kovan uçma deliğinin önden görünüşü. Uçma deliği 26X2 cm. boyutundadır. Uçma deliği yanlarında görülen yuva, boşluk 17X27 cm. boyutlarındaki PLASTİK POLENLİK in yerleştirilmesine yarayacaktır ve kovan içinde de bu boyutlara uygun olarak açılmıştır. Uçma tahtasının devamında ise alüminyum ızgara vardır. Bu ızgara polen taneciklerinin aşağıdaki çekmeceye düşmesine izin verir ama arıların aşağı inmesini engeller.Arıların deliklerinden geçerken ayaklarındaki çiçektozu topakçıklarını geçiremeyip düşürecekleri 17X27 cm boyutundaki "Plastik polen ızgarası" ya da "PLASTİK POLENLİK" kovan girişindeki yuvadan kovan içine sürülür. Burada önemli bir noktaya dikkat etmek gerekir. Polenlik yapım sırasında delikleri delinirken deliklerin bir yüzü çapaklı olarak çıkmıştır. Arılar delikten girerken bazen ayakları bu çapaklara takılmakta ve kopmaktadır. Çapaksız yüz arının girdiği yöne yani aşağıya getirilirse bu sakınca azaltılmış olur. Çapaklı yerlerin ince bir zımpara ile zımparalanmasının da faydası olabilir.

Polen ızgarası ya da polenliğin metal olanları da vardır. Aynı çapak onlarda da olabilir.


17X27 cm. boyutlarındaki PLASTİK POLENLİK görülen ev, boşluk içerisine bu şekilde sürülür, yerleştirilir. Uçma tahtasının devamında ise alüminyum ızgara vardır. Bu ızgara polen taneciklerinin aşağıdaki çekmeceye düşmesine izin verir ama arıların aşağı inmesini engeller


Polenlik yuvasına takılmış, üstteki menteşe aşağı indirilerek arıların yukarıdan çalışmaları önlenmiş... Arılar mecburen aşağıdan girip polenlikten geçecekler ve ayaklarındaki polen topakçıkları aşağıya düşüp çekmecede birikecek.

Plastik polen ızgarası konmazdan önce kovanın iç görünüşü. Görülen alüminyum ızgara 17X27 cm. boyutlarındadır. Kovan altındaki polen çekmecesinin girip çıkmasını engellemeyecek şekilde aynı boyuttta açılmış bir ev içine çakılmıştır. Deliklerinden aşağıya polen tanecikleri rahatça geçebilir.

Kovan ağzından kovan içine sürülmüş Plastik polenliğin görünüşü. Kovan tabanının arkasında görülen delik kovan altındaki menteşe ile açılıp kapanabilmektedir. Delik açılınca arılar kovan altındaki çekmeceye inebilir ve oradaki kek veya şurubu alabilir. Kek verilmeyeceği zaman delik menteşe ile kapatılır.
Arıların tamamı aşağıdan girip çıkıyor. Polen toplayabiliyoruz. Peki, ana arı ya da erkek arılar dışarıya çıkmak isterlerse? Onlar plastik polenliklerdeki deliklerden geçemezler. Onlar için de Uçma deliğinin sağ üstünde 1 cm. çapında matkapla bir delik açtım. Yoktan iyidir.
Kovanımızdaki menteşe görüldüğü gibi aşağı indirilip polenlik üst tarafı kapatılırsa kovanda polen toplanabilir. Peki polen toplamak istemiyorsak ne yapalım? Yukarıda sol üstte görülen 1cm. kalınlığında ve 16X26 cm. boyutlarındaki MDF "takoz"u veya sağdaki üzeri plastikle kaplanmış, L şeklinde kıvrılmış galvanizli saç bize yardımcı olacaktır.
Aşağı indirdiğimiz menteşeyi yukarı kaldırıp 16X26X1 cm. boyutlarındaki MDF takoz plastik polenlik altına sürülürse ne olur? Arılar kovana üstten girip çıkmaya başlarlar ve polen toplayamayız. Bu kısa süreli bir kapatmadır. Arıların girip çıkmasından polenliğimiz kirlenecektir. Polen toplamayacaksak L sacı polenlik üzerine sürülerek yerleştirilir.

Plastik polenlik altına MDF takozu koymuş, menteşeleri de yukarı kaldırmış, kısa süreli olarak polen toplama işini durdurmuştuk. MDF takozu geri çıkarır, menteşeyi de aşağı indirirsek polen toplama işine devam etmiş oluruz.Polen toplama işimiz bitince ne yapmalıyız? Plastik polenlik altına MDF takozu koymuş, menteşeleri de yukarı kaldırmış, plastik polenlik üstüne de L sacını koymuşsak polen toplamıyoruz demektir. Arıların uçtuğu normal havalarda uçma deliği bu şekilde kalabilir.

Polen toplama işi bitince polenliğin altına MDF takoz, üstüne de Plastik kaplamalı L sacı konursa kovan içten böyle görünür.
Polen çekmecesi çekilince kovan altının görünüşü. Alüminyum ızgara kovan tabanındaki kesilmiş yerin kenarları 2 mm. Oyularak yerleştirilmiştir. Böylece çekmece girip çıkarken ona sürtünmez. Arkada görünen küçük menteşenin yeri de oyularak yani yuva açılarak yuvaya çakılmıştır. Çekmece girip çıkarken sürtünmemesi gerekir. Bu menteşe açılınca arılar delikten aşağı çekmeceye inip kek veye şurubu alabilirler. Besleme işi bitince menteşe kapatılıp çivi ile sürgülenerek arıların aşağı inmesi önlenir.


Polen çekmecesi yerleştirilmiç durumdayken kovanın alttan görünüşü. Bazı başka arıcılar polen çekmecesini küçük yaptırmışlar ve arkasına çekmek için bir sap takmışlardır. Ben bütün yaptım ve iç kısmını ikiye böldüm.
Polen çekmecesinin içini ben iki bölmeli yaptım. Öndeki küçük bölüm polen toplamak için, arkadaki bölüm ise kovan üstünü açmadan arılara kek ya da şurup vermek içindir. Arılar buraya küçük bir menteşe ile kapatılıp açılan kovan tabanının arka kısmında bulunan delikten inip çıkmaktadırlar.
Arılardan polen toplanmadığı ya da kek verilmediği zamanlar (resimde görüldüğü gibi) polen çekmecesi ters çevrilerek kovan altına sürülür. Böylece çekmece içi kovan içinden dökülebilecek tozlardan korunmuş olur.



Polenlik altında MDF takoz üstünde de L sacı konmuş, bir de kovanın ağzı daraltılmış… Kovan kışa hazırlanmış demek ki. Kovanın içini açıp baksak bölme tahtasıyla da bölünmüştür.

Polen çekmecesinin arkadan görünüşü. Yağmur sularının çekmeceye girmemesi için çekmece üstüne plastik bezden bir siperlik yapıştırılmıştır.

Arıların İlkbahar Bakımı ve Oksalik Asit Uygulaması




Arıların İlkbahar Bakımı ve Oksalik Asit Uygulaması
Günümüzde her alanda olduğu gibi arıcılıkta da bazı yenilikler ve gelişmeler olmaktadır. Arıcılarımız bu yenilikleri bilip uygulayabilirse ürün verimliliğini artırabilir. Arıların sonbahar ve ilkbahardaki bakımları önemlidir. Verimliliği artırabilmek için yapılacak işlerden birisi de varova ilaçlamasıdır. Arıcılarımız varova mücadelesinde çeşitli ilaçlar kullanmaktadırlar. Bunlardan bir kısmı kalıntı bırakmakta ve zamanında kullanılmazsa insan sağlığı için zararlıdır. Bazı organik asit kökenli ilaçlar ise kalıntı bırakmamakta ve insan sağlığı için zararlı değildir. Son zamanlarda oksalik asit, formik asit, timol gibi organik kökenli asitlerin varova ilaçlamasında kullanılması artış göstermiştir. Bu sevindirici bir durumdur. Ayrıca organik kökenli asitlerden yapılan ilaçlara varova akarı bağışıklık da kazanamamaktadır. Bu yazımda oksalik asit damlatma yöntemini tanıtmaya çalışacağım.
Kışın Akdeniz bölgesinde havalar uygun giderse ana arılar yumurtayı kesmiyor. Onun için varova mücadelesinde başarılı olmak zor. Ancak havaların çok soğuk olduğu günlerde yumurta ve yavru azalıyor. Sanırım bu günlerde yumurta ve yavru azaldı.1 Şubat günü arıların yanına varınca arıların hiç uçmadığını gördüm. Arkadaki su birikintisini görünce durumu anladım. Suyun üstü buz donmuştu. Arıların hepsi içerideydi. Kovan önlerine baktım anormal bir durum yoktu."Ustaların oksalik asit için tarif ettikleri gün bu gün olsa gerek." dedim kendi kendime. "Sanırsam benim arılar bu gün kış salkımına girmiş (!)"Bir hafta öncesi 10 arıda bir deneme yapmıştım. Olumsuz bir sonuç görmedim. Hemen gerekli karışımı hazırlayıp arıların tamamına oksalik asit damlaması yaptım. Mantık, asitli bileşiğin bütün arılara bulaşması ise tam zamanında oldu. Damlatma yaptığım sürede fazla dışarı çıkan olmadı.Güzün arılara şurup vererek hem kışlık yiyeceğini stoklamasını, hem de kışa genç ve kalabalık nüfusla girmesini sağlamıştım. Varova ilaçlamasından sonra arıların bazılarını daraltıp bölmüştüm. Ama arısı 10 çıta görünen ve kapanmamış balları olanları 10 çıtada bırakmıştım. Bu daraltılmamış arıların yoğunluğu azalmış, kapanmamış petekler boşalmış. Kovanlar hazır açılmışken bu boş petekleri de alıp kovanları daraltıp böldüm. Hazır kovanlar açılmışken dondurulmuş polenden yaptığım polen hamurundan ve ayrıca bal ile pudra şekerinden yaptığım kekten çerçevelerin üzerine koydum. Kekin etkisiyle olsa gerek bazı arılardan dışarı çıkanlar oldu ama fazla durmayıp içeri girdiler.Varova ilaçlaması, kovanları daraltıp sıkıştırma, kek verme, çiçektozu hamuru verme...Şimdilik üstüme düşeni yaptım sanırsam. Gerisi arılara kaldı. Şubat 15 ten sonra da durum uygun olursa sıvı besleme gündeme gelir.
Benim de uyguladığım oksalik asit damlatma uygulaması ile ilgili bir açıklama alıntısını aşağıya ekliyorum:

VAROA İLE MÜCADELEDE OKSALİK ASİT UYGULAMSINDA PÜF NOKTALAR
Yazar Devrim Oskay
Pazar, 15 Ekim 2006
Günümüzde Varroa ile mücadelede bir çok kimyasal ve kültürel teknik kulanılmaktadır. Bunlardan biride Varroa ile mücadelede Oksalik asit (Oxalic acid) kullanımıdır. Oksalik asit bir çok alanda çeşitli amaçlar için kullanılan bir maddedir. Bu yüzden karşımıza çeşitli formüllerle çıkabilir. Arıcılarımız bal arısı kolonilerinde Varroa mücadelesi için hangi Oksalik asiti, nasıl kullanmalıdır ? Kulanılacak oksalik asit OXALIC ACID DIHYDRATE (Oxalic-2-hydrate) isminde olmalıdır. Formülü (C2H2O4*2H2O ) dur. Üzerinde waterfree Oxalic yazan ürün KULLANILMAMALIDIR.
Solovenya'da 2001 de yapılan bir araştırmada, eylül ayında kolonide kapalı gözlü kuluçkanın bulunduğu zamanda yapılan oxsalik asit uygulamasında %37 düzeyinde varroa ölümü olmuş. Ekim ve kasım aylarında yapılan uygulamlarda ise % 97 oranında varroa ölümü gözlenmiştir. Bu yüzden, oksalik asit uygulamsı kolonilerde kapalı gözlü kuluşkanın olmadığı dönemlerde yapılmalıdır.
Kullanımı 75 gr Oksalik asit + 1 litre su +1 kg toz şeker. Bu 1.66 litre solüsyon yapar. Bu miktar solüsyon yaklaşık 50 kovan için yeterlidir. Elde ettiğiniz solüsyonu bir kaç hafta içinde kullanmalısınız.10 çerçeveli arılı bir koloni için 35 ml. kullanınız. Her arılı çerçeve arasına 3.5 ml. şırınga ile damlatma yöntemi uygulanarak verilmelidir. Uygulama kapalı gözlü kuluçkanın en az olduğu dönemler olan İlkbahar ve sonbaharda yapılmalıdır. Sonbaharda bal hasadı yapıldıktan sonra uygulanması gerekir. Uygulama her koloni için haftada bir kez olup 2-3 hafta üstüste yapılabilir.

Oksalik asit ile çalışırken nelere dikkat etmeliyiz?
Çocukların ulaşamıyacağı yerde saklamalıyız.
Yiğeceklerden ve içeceklerden uzuk tutmalıyız.
Eğer insan tarafından yutulursa zehirlenmeye yada ölüme neden olur.
Teneffüs etme zarara neden olabilir.
Deri tarafından emilirse zarara yol açabilir.
Göze ve deriye direkt temaslarda büyük zarar verebilir.
Solüsyon havalandırması çok iyi olan yerde hazırlanmalı ve kesinlikle solunmamalıdır.
Solüsyon hazırlanırken ve kolonilere uygulama ağnında burun ve ağızı kapatan maske, gözler için gözlük kullanılmalıdır. Vücut üzerinde açık alan bırakılmamalı, plastik eldiven kulanılmalıdır. Ayaklarda bot yada çizme bulunmalıdır. Oksalik asit kulandığınız kıyafetin üzerine sıçrarsa bu kıyafet en kısa sürede, kimyasal teninize temas etmeden üzerinizden çıkarılmalıdır. Bu kıyafetler özenle yıkanılmalıdır.
Oksalik asit yutulması durumunda ilk yardım olarak kişeye bol miktarda su yada süt içirilmelidir. En kısa zamanda hastaneye götürülmelidir. Cilde veya Göze temaz ettiğinde, temas eden bölge 15 dakika süreyle bol suyla yıkanmalı, temiz bandajla kapatılıp, kişi hastaneye götürülmelidir.

s.a arıcı arkadaşlar bügün oksalik asit uygulaması yaptım200 gr toz şeker 35 gr oksalik asit 1lt lik pet şişeye doldurdum şeker le aside önce ılık su ekledim iyice karıştırdıktan sonra 1 lt tamamladım ve yine karıştırdım güçlü arılara 5 mg olarak her çıta arasına damlattım zayıf olan kovanlara 3mg damlattımanladığım hep bu yöndeydi inşallah doğru uygulamışımdır kovan altı sabit olduğu için bakma şansım olmadı
***
Başka bir alıntı:
http://www.aricilik.gen.tr/index.php/topic,5596.30.html

Halil Bilen:
40 gr. oksalik asit...400 gr. şeker...1 litrelik pet şişeye...Üstüne ılık su...Çalkalayın - çözünsünler...Salkımdaki arıda...Her diske şırınga ile 4-5 cc...3 diskten aşağıda gücü olanlara yapmayın...
Mecbur kalınırsa...Damlatma uygulamasında yavrulu dönemde yapılan çalışmalarda %37 başarı oranı yakalanmış...Yavrusuz dönemde ise %97 başarı oranı...Böyle olunca yavrusuz dönem için tek çare arının yavruyu kesip salkıma girmeye başladığı günler...Arı salkımda olunca verilen asidin birbirlerine bulaştırmaları daha kolaylaşıyor ama ben arı salkımda olsun ama az da olsa hava çok soğuk olmasın diyebilirim...Mesela ne günler var böyle...Hava fena değil, tek tük arı uçuyor ama arıya baktığınızda salkımda...Neden damlatma bir kez öneriliyor? Zaten yavrusuz dönemde yapıldığında %97 başarı oranı yakalandığına göre...Üstelik oksalik damlatmada arıların temizleme davranışı aksadığında kadro kayıpları yaşanabiliyor.Sonbaharda yapılma sebebi de çok net aslında...Yavrusuzluk yanında balda bıraktığı tat kalıntısı...Bahara kadar ve yoğun bal akımı ile o tat kalıntısı sönümleniyor...

26 Ocak 2012 Perşembe

Kekik Yağı Nasıl Sıkılır?

Kekik Yağı Nasıl Sıkılır?
Yağ kekiği. Yanlarda dalları vardır. Bu dalların ucunda da çiçek vardır.
Çocukluğumda elimizi, parmağımızı bıçak kesince hemen temiz bir beze kekik yağı damlatıp kesik yerin üzerini sarardık. Kesik yer, iltihap kapmadan kısa zamanda iyileşirdi. Bizim köyde soğuk algınlığına karşı sırt ve göğüs saf kekik yağı ile ovulur, bir de kekikli çay içilir, hastalık kolay atlatılır. Bu sırta ve göğüse sürülen kekik yağı deriyi biraz acıtır, (yakar) ama zarar vermez. (Aşırı duyarlı olan ciltler kullanmamalıdır.) Kekik yağına defne yağı da karıştırılırsa daha etkili olur. Ancak kekik yağı, göz, ağız, boğaz gibi hassas yerlere sürülmemelidir. Buralarda zararlı olabilir. Dil ile tadına bakmak da doğru değildir.
 Kekik, etlere, balıklara, köftelere, çorbalara hoş lezzet veren güzel kokulu bir baharattır. Kekik çayı, soğuk algınlığına, boğaz ağrısına çok iyi gelir. Kekikte bulunan «timol» tabii antibiyotiktir. Kekik çayı emzikli anneler için de çok faydalıdır. 1. Kekik arsız ve dayanıklı çok yıllık bir bitkidir. Resimde görüldüğü gibi kökleri açığa çıksa bile yaşamak için direnir2. Ülkemizde çok çeşitli kekik bitkileri vardır. Bizim bölgemizdeki resimde görülen sahil kekiğinden kekik yağı sıkılmaktadır. Kekik olgunlaşıp çiçek açınca kesilir ve yağ sıkma zamanına kadar kurutularak beklenir. Ayrıca kekik yaprakları kurutulunca etlere, köftelere, balıklara, çorbalara hoş lezzet veren güzel kokulu bir baharattır. Kekik çayı, soğuk algınlığına, boğaz ağrısına çok iyi gelir. Kekikte bulunan «timol» tabii bir antibiyotiktir. Kekik çayı emzikli anneler için de çok faydalıdır3. O kadar dayanıklıdır ki Kayalıkların arasında bir avuç toprak olan bir delik bulursa orada kök salıp senelerce yaşar. Kekikler çok yıllık bitkilerdir. Resimde görülen taş kekiğinin çok yaşadığı gövdesinin ve köklerinin kalınlığından anlaşılmaktadır.4. Bu kekiklere bizim köyde "eşek kekiği" denir. Tek gövde yukarı çıkar ve taç şeklinde çiçek açar. Yağı çıkmaz ya da az çıkar. Onun için kesip toplayan olmaz. Kendi kendine kurur gider. 5. Yazın olgunlaşıp çiçek açmış yağ kekikleri orakla veya makasla kesilir ve kurutulur. Kapalı ve gölge bir yerde saklanır. Yağ kekiğinin yanlarda da dalı vardır ve bu dallarda çiçekler vardır.6. Bizim köyde kekik sıkma işi Tevfik Dayı (Tevfik Güzel) tarafından yapılırdı. Yazın kesilip biçilen kekikler yağ sıkma zamanı Tevfik Dayının evinin önündeki bahçesine getirilir.7. Tevfik Dayı ve çocukları biriken kekikleri ilkin kazanlara doldurup içine de su dökerek ısıtırlar.8. İçi kekik ve ısınmış su dolu kazanın üzerine özel olarak yaptırılmış olan kapağı (imbik) konur. Kazanla kapağın birleştiği yer un hamuru ile veya özel çamurlarla sıvanır. İçeride kaynama sonucu oluşacak buharın buralardan çıkması önlenir.9. Kazan kapağının (imbiğin) üzerine devamlı soğuk su akacak şekilde bir düzenek kurulur.10. Kazan kaynamaya başlayınca üstten de soğuk su akmaktadır. Böylece kazan kapağı yani imbik devamlı soğutulmaktadır. Kaynama sonucu oluşan su buharı soğuk kapağa değince yoğunlaşırlar ve kapağın iç yüzeyinden (iç çeperinden) damlalar halinde aşağıya akarlar. 11. İmbik bir kazan ve kapağından oluşur. Kapak diğer kapaklardan farklıdır ve özel olarak yapılmıştır. Kazan kaynayınca içerisi buharla dolar. Buhar soğutulmuş kapağın iç yüzüne değince yoğunlaşır ve damlalar haline gelir. Damlalar kapağın iç yüzünden aşağı doğru kayar ve kapağın iç alt kısmındaki yukarı doğru kıvrılmış olukta birikir. Kapağın altı içten fırdolayı bu olukla çevrilmiş ve dışarıya bir boru ile çıkış verilmiştir. Damlalardan oluşan damıtılmış su bu borudan dışarıya akar. Aktığı yere kekik yağı ile karışık damıtılmış kekik suyunun birikmesi içn bir kap konur.12. İçeride yoğunlaşan damıtık su kapağın iç altındaki kıvrımlı toplama bölgesinden bir boru ile dışarıdaki kekik suyu toplama kabına akıtılır. Üstteki kapağı soğutma suyu birikip başka bir borudan dışarıya akıtılır. Oradan da ağaç bir olukla ya da bir fortumla uzaklaştırılır.13. Kazan kapağının yani imbiğin soğutma işleminin yakından görünüşü. 14. Soğutma suyu bir fortumla getirilip kazan kapağına akıtılmakta, soğutma işlemini tamamlayan ılık su bir borudan dışarıya akıtılmakta ve bir ağaç olukla uzaklaştırılmaktadır.15. İmbik önündeki kapta biriken kekik yağı ile karışık kekik suyunun yağ kısmı yukarıda, su kısmı aşağıda birikir. Kap dolup taşınca ilkin dışarıya yağ kısmı akar.16. Taşarak bu kapta biriken kekik yağının içinde gene de su vardır. Bu yağı çok, suyu az karışım ters çavrilmiş şişelerde altta kalan suyu boşaltılarak saf kekik yağı haline getirilir. Birbirinden ayrılan kekik yağı ve kekik suyu kendi kaplarına doldurularak kullanım için saklanır.

Köyümüzde kekik yağı sıkan Mahmut Güzel’in verdiği bazı rakamlar:
Resimlerde görülen içi kalaylı bakır imbik kazanını doldurmak için 15 – 20 kg. kekik yaprağı, çiçeği ve gövdesi ile beraber kazana çiğneyerek sıkışık olarak basılmaktadır.  Kazan içerisine ayrıca 30 – 40 litre su konmaktadır. Bu kadar kekik ve sudan 150 gr. Kekik yağı ve 10 litre kekik suyu elde edilmektedir. Yani suyun büyük kısmı buhar olarak uçmaktadır. Yuvarlak olarak bir ton kekikten 10 kg. kekik yağı çıkar diyebiliriz.
******************************

Ayrıca ilgi duyanlar için “Kekik Suyunun Faydaları” başlıklı bir yazıyı da aşağıya ekliyorum.
Kekik Suyunun Faydaları
Mikrop öldürücüdürü özelliği en önemli kekik suyu faydası olarak belirtilebilir.
Antikanser etkinliği vardır.
Kekik in Kolesterol ve şekeri azaltıcı özelliği bulunur.
Ağız ve diş sorunlarında gargara şeklinde fayda sağlar.
Hazım sorunu için kekik ten faydalanılabilir.
Spazm çözücüdür.
Başağrıları için kekik suyu kullanılabilir.
Kan dolaşımını düzenler.
Kekik suyu cilt temizliği için de kullanılabilir. Kekik suyu ile cilt temizliği pamuk üstüne damlatılmak suretiyle olur.
Bağırsak parazitlerinin düşürülmesi kekik suyu yararları arasındadır.
Eklem ağrılarının tedavisinde kekik suyu banyosu tavsiye edilmektedir.
Kekik suyu zayıflatırmı ?
İdrar söktürücü etkisi ile kekik suyu vücuttaki fazla suyun atılmasına katkıda bulunarak zayıfamaya yardım eder. Diyet programlarında sıkça karşılaşılan kabızlık sorunu için faydalıdır. Ama idrar yolu ile vücuttan yağların atılmasını sağlamaz.
Kekik suyu kullanımı
Bir çay bardağının dörtte birini dolduracak kadar kekik suyu konulur ve geri kalan kısım içinde su ya da meyve suyu eklenerek içilir.
Kekik suyu zararları var mıdır?
Hamile bayanlar ve guatrı olanlara tavsiye edilmez.
Kekik yağı faydaları : Mikrop öldürücüdür. Yara iyileşmesini hızlandırır. Bakteri ve mantar enfeksiyonlarına karşı yararlıdır.
Kekik yağı nasıl kullanılmalıdır? Kekik yağı içilmemelidir. Haricen kullanılmalıdır. Kekik suyu içilebilir ama kekik yağı içilmez.
Kaynak:
http://kadingunlugu.net/bitkisel-tedavi/kekik-suyu-ne-ise-yarar-kekik-suyunun-faydalari.html


18 Ocak 2012 Çarşamba

Kara Üzüm Pekmezi Nasıl Sıkılır?

Ahmetler'de Üzüm Nasıl Sıkılır?Köyümüz iklimi her çeşit meyve ve sebzeyi yetiştirmeye elverişli. Köyümüzde eskiden ekilmiş bağlarımızda yetişen üzümlerin bir kısmı sofralarımızda tüketilir.
Bir kısmı pazarda satılır.
Bir kısmı kurutulup kuru üzüm olarak tüketilir.
Geri kalan çok kısmı da pekmez sıkarak değerlendirilir.
Köyümüz üzümlerinin çoğu kara üzümdür. Kara üzüm pekmezi çok besleyici ve yararlı bir besindir.
Kara üzüm pekmezinin faydaları ile ilgili birçok kaynakta yazılar vardır. Bunlardan birini yazımızın sonuna ekliyorum.
Ayrıca pekmez sıkıldıktan sonra geriye kalan üzüm çekirdeği ve kabuklardan ayrılan çekirdekler ilaç gibi kullanılabilen çok değerli bir besindir. Üzüm çekirdeğinin faydaları ile ilgili bir yazıyı da son bölümde bulabilirsiniz.
……………………..
Üzümler olgunlaşıp pekmez sıkma zamanı gelince bazı ön hazırlıklar yapmak gerekir.
Üzüm sıkılacak yerin (şırana, havuz) hazırlanıp temizlenmesi.
Üzüm şırası içine atılacak ak toprağın temini.
Şıra kaynatılacak ocağın hazırlanması, tavaların ocağa konması. Kazanların hazırlanması.
Üzüm kesecek makasların, toplamak için sepetlerin ya da kovaların, çiğnerken kullanılacak çizmelerin, taşınacak köhünlerin (hayvan sırtında taşımaya yarayan büyük sepet), sepetlerin ya da sandıkları hazırlanması.
Üzümleri taşıyacak hayvan ya da vasıta ayarlanması.
Yapılacak işler: Pekmez kaynatılmış ve kaldırılmış bir pekmez tavasının altı böyle hazırlanır. Ocağın üstüne varsa, tavayı taşıyacak iki adet demir çubuk konur. Önde odun konup ateş yakılacak ocak girişi ayarlanır. Arkaya baca görevi görecek bir teneke ya da soba borusu konur. Demirlerin üstüne pekmez tavası konur ve tavanın etrafı çamurla sıvanır.




2) Pekmezin çiğneyerek şırasının çıkarılacağı yer temizlenip hazırlanır. Eskiden ağaçtan yapılmış şırana denilen kaplarda çiğnenip sıkılırdı. Şindi evin bir kenarına betondan küvet büyüklüğünde bir havuz yapılıp onun içinde sıkılmaktadır. Havuzun dışındaki beton düzlükte üzümler yıkanmaktadır. 3) Üzüm şırasından pekmez yapılabilmesi için sıkılmış üzüm şırasının ak toprakla kestirilmesi gerekir. Bizim köyün ak toprak ocağı Akyalının biraz aşağısında Cipcikli denilen yerde yol kenarındadır. 4) Ak toprak kazmalarla kazılıp temiz bir çuvala konur. Bazı yörelerde ak toprak yerine sönmüş kireç, karbonat ya da meşe odunu külü kullanılmaktadır.

5) Bazı pekmez yapıcıları pekmez kaynamaya başlayınca şıranın içine bir pamuk bezinden kese içinde fesleğen (feslikan, reyhan) ya da az miktarda kekik yaprağı atmaktadır. Bu baharatlar pekmeze hoş bir koku ve tat vermektedir. 6) Olgunlaşmış üzümler ilkin taşıması kolay olan sepet ya da kovalara toplanır, sonra köhün ya da sandıklara boşaltılır 7) Ekipten kimisi üzümleri toplarken kimisi de üzümlerin tam olgunlaşıp olgunlaşmadığını anlamak için “kalite kontrolü” yapar. 8) Ak üzümler ayrı sıkacak kadar çoksa ayrı bir kapta toplanır. Az ise karışık toplanır. 9) Üzümler vasıta yolu varsa motorlu vasıtalarla, uygun yol yoksa katır ve merkeplerle üzüm sıkılacak yerlere taşınır. Hayvan sırtında taşımak için köhünle daha uygundur. Eskiden herkes üzümünü bağda sıkar, pekmezi taşırdı. Böyle yapılabilmesi için bir bağ evi yapılıp üzüm sıkması bitinceye kadar birkaç gün orada kalınırdı. Şimdi genellikle köydeki evlerin önüne taşınıyor. 10) Sıkılacak üzüm yıkanıp ya doğrudan üzüm sıkma havuzuna atılır ve giyilen temiz bir plastik çizme ile çiğnenir. Ya da bir telis çuval içine konulup öyle çiğnenir. 11) Çiğnenen üzümün şırası havuzun alt tarafındaki borudan önündeki kazanda toplanır. Bu şıra topraksız olduğu için içilebilir. 12) Telis çuval içindeki üzümler tamamen çiğnenince şıranın akması için çuvalın ağzı burularak sıkıştırılır. Sonra da üstüne temiz bir taş konup şıranın tamamen akması sağlanır. 13) Kazan dolunca kazan içine iki avuç ak toprak atılıp karıştırılır. Ak toprak atınca şıra köpürür. Bu köpük kazanda ve sonra kaynatma tavasında kepçelerle alınır. Ak toprak çiğnemezden önce telis çuvala üzümlerin üzerine de birer avuç atılabilir. Böyle yapılırsa şıra topraklı akar ve şıra olarak içilmez. Eğer şıra içine toprak atılmadan kaynatılırsa pekmez ekşi pekmez olurmuş. 14) Toprakla karıştırılmış şıra kazanlara doldurulup biraz dinlenmeye bırakılır. Toprak eritilir. 15) İçindeki toprak erimiş olan şıra dolu kazanlar ocak üzerinde kaynatılır. Köpükleri alınır. Toprakların dibe çökmesi için dinlenmeye bırakılır. 5 – 6 saat ya da bir gece dinlenen bulanık şıra durulur. Durulan şıra önceden hazırlanmış olan yayvan pekmez kaynatma tavalarına taşınır. Dibe çökmüş olan ak toprak tortusu ayrılır ve atılır. Dinlenmiş şıra önceden hazırlanmış olan yayvan pekmez kaynatma tavalarına taşınır. Taşıma işi kovalarla yapılabilir. 16) Pekmez tavası doldurulur. Dolan pekmez tavasının altı yakılır. Biryandan da yüzünde köpük varsa temizlenir.17) Kaynayıp buharlaşarak azalan şıra arada bir kepçe ile savrularak havalandırılır. Kaynayan şıra üzerinde köpük oluşursa alınır. 18) Bir tava dolusu şıra kaynayıp pekmez kıvamına gelince tavanın dibinde çok az pekmez kalır. 8 - 10 kg. üzümden 1 kg. pekmez elde edilir. Pekmez kıvamı pekmez kepçe ile savrulurken renginin ve akıcılığının koyulaşmasından anlaşılır. Pekmez olgunlaşmaya başlayınca altındaki ateş azaltılır ve hafif ateşle kaynatılır. 19) Eğer pekmez bir kaşıkla alınıp bir tabağa damlatılınca, damla çabucak dağılmazsa pekmez olgunlaşmış demektir. Pekmez tam olgunlaşmadan ocaktan indirilirse yani su oranı fazla ise sonradan ekşir ve bozulur. Fazla kaynatılıp çok koyulaştırılırsa da yanar ve tadı acı olur. Pekmez kaynatmadaki ustalık pekmez kıvamını iyi ayarlayabilmekle olur. 8 – 10 kg. üzüm şırasından 1 kg. pekmez çıkar. 20) Pekmez istenen kıvama gelince saklama kaplarına boşaltılır ve pekmez kaynatma tavasına toprakla kestirilip kaynatılmış, dinlenmiş durulmuş şıra ile yeniden doldurulur altı yakılarak ikinci tavayı kaynatmaya başlanır. 21) Şırası tamamen alınmış üzüm cufrası (kabuklar ve çekirdekler) bir telis çuval üzerine serilip kurutulur. Kuruyunca hayvan yemi olarak kullanılır. Üzüm çekirdeklerini ayırıp öğüterek ilaç niyetine kullananlarımız da var.( Üzüm çekirdeğinin faydaları ve kullanılışı ile ilgili bir yazı son bölüme eklenmiştir.) 22) Üzüm sıkma sırasında köylülerimizden bazıları üzüm ve incirlerini kurutarak değerlendirmektedir. Üzüm ve incirler çardaklara serilmiş olan “borcak” bitkisi üzerinde havalanarak temiz ve sağlıklı bir şekilde kurumaktadır. 23) Koramşa’daki modern bağlardan bir görünüm… Köyümüz iklimi her çeşit meyve ve sebzenin yetişmesine elverişlidir. Ahmetler köyünün insanları da tarımda ve hayvancılıkta ortaya çıkan yeniliklere ve gelişmelere ayak uydurmada yetenekli sayılır. Irmak kenarına, Bük’e, Koramşa’ya erken olgunlaşan üzüm bağları dikerek güzel örnekler sergilenmiştir. Modern bir sera yapılarak Ahmetlerin de tarımdaki yenilik ve gelişmelere açık olduğu gösterilmiştir.
....................................
Aklıma gelen soru şu:
Köyümüzdeki bağlarımızın değerlendirilmesine bu şekilde üzüm sıkarak, üzüm kurutarak devam mı etmeliyiz?
Yoksa Koramşa, Bük, Çakalköyü gibi kışı ılık geçen yerlere bağ yapacakların erken olgunlaşan üzüm çeşitlerini; Serken, Köyöğön gibi nispeten soğuk yerlere de geç olgunlaşan üzüm çeşitlerini modern bir şekilde ekerek bağcılıkta verimi artırabilir miyiz?
Üzüm bağı dikmek, nispeten yoğun emek isteyen bir tarım koludur. Fazla emek vermeyi göze alamayan köylülerimiz tarım alanlarına nispeten daha az emek isteyen ve bakımı kolay olan zeytin, keçiboynuzu, badem, nar, defne gibi bitkiler ekerek değerlendirseler ne güzel olurdu.


Kara Üzüm Pekmezinin FaydalarıOndokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Çelik, kara üzümün, koroner kalp hastalıkları ve kanser gibi ölüm oranı yüksek hastalıkları önlediğini ve bu hastalıkları tedavi edici özelliği olduğunu söyledi.
Kara üzümden üretilen kara üzüm pekmezi de tüm bu özellikleri bünyesinde barındıran eşsiz bir doğal pekmezdir.
Doç. Dr. Hüseyin Çelik, kara üzümün kabuklarında bulunan ve fitoaleksin grubu bileşiklerinden olan 'resveratrol'ün kanser oluşumunu engellediğini, düşük yoğunluktaki yağlı bileşiklerin okside olarak kılcal damarlarda birikmesini engelleyerek kalp krizi riskini azalttığını belirterek, "Antioksidant olarak görev yapan resveratrol, nemli bölgelerde yetişen ve renkli olan üzümlerin kabuk kısımlarında bol miktarda bulunmaktadır. Dolayısıyla Karadeniz Bölgesi'nde yetişen kara üzümlerde bu madde bol miktarda mevcuttur" dedi.
Kara üzümün yüksek şeker içeriği dolayısıyla kalori değeri fazla olan bir besin maddesi olduğuna değinen Doç. Dr. Hüseyin Çelik, "Beslenme değerini oluşturan maddelerin niteliği ve miktarı taze veya işlendikten sonra dönüştüğü ürüne bağlı olarak değişmektedir. Bazı karaciğer hastalıkları ve kansızlığın tedavisinde de etkili olan kara üzüm, içerdiği meyve asitleri ve lifli yapısından dolayı mideye zarar vermeden böbrek ve bağırsak sisteminin çalışmasını düzenler, kanın temizlenmesine de yardımcı olur" şeklinde konuştu.
İçerdiği besin maddeleri sayesinde güzellik iksiri olan ve zayıflama rejimlerinde kullanılan üzümün gerçek bir beyin besini olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hüseyin Çelik, "Öğleden sonra yenilecek bir salkım üzüm veya kahvaltıda tüketilecek karaüzüm pekmezi, vücudu ve beyin hücrelerini zindeleştirmektedir. Bir kilo üzüm, bin 150 gram süt, 390 gram et, 300 gram ekmek ve bin 200 gram patatese eşdeğer sayılmaktadır" diye konuştu. Çelik, özellikle nem oranı yüksek Karadeniz Bölgesi'nde yetişen kara üzümün kabuklarıyla beraber tüketilmesinin önemine işaret ederek, "Böylece kabuklardaki resveratrol maddesinden insan vücudu çok daha fazla miktarda yararlanacaktır" dedi.
"Sonuç olarak üzüm, güzellik iksiri, gerçek beyin besini ve zayıflama rejimlerinin ana ürünüdür" diyen Çelik, "Daha da önemlisi renkli üzümlerin kabuklarında bulunan resveratrol maddesi kansere karşı savaşmakta, antioksidant görevi sayesinde yağlı bileşiklerin kılcal damarlarda birikmesini engellemekte yani antikoagulant olarak davranmakta veya aspirin gibi kanı sulandırarak koroner kalp hastalıklarına karşı insanları korumaktadır" dedi.
Doç. Dr. Çelik, şifa kaynağı olan üzümün diğer faydalarını ise şöyle sıraladı:
"- Amino asitler, B vitaminleri (B1, B2), mineraller, potasyum, magnezyum ve demir içerdiği için bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
- Kara üzüm pekmezi İçerdiği doğal fruktoz sayesinde vücudun harcadığı enerjinin kısa sürede depolanmasını sağlar.
- Bünyesindeki magnezyum insanın iş verimliliğini arttırır.
- Bünyesindeki asitler (tartarik, sitrik, malik, süksinik, fumarik, pyruvik, oxaglutarik, gliserik, glikolik, dimetil-süksinik, shikiminik ve guinik asit) mideye zarar vermeden böbrek ve karaciğerin çalışmalarını hızlandırır, bu çalışmaları destekler.
- Yağların erimesine yardımcı olur.
- Vücudu virüslere karşı dirençli hale getirir.
- Kabuk ve çekirdekleri bağırsak metabolizmasını hızlandırır.
-Kara üzüm pekmezi Cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlar.
- İçerdiği bioflavonoidler sayesinde C vitamini aktivitesini arttırır.
- Kara üzüm pekmezi Alerji ve kireçlenmelerde iltihap oluşumunu engeller.
- Besinlerin parçalanması sonucunda oluşan serbest radikallerin kılcal damarların duvarlarına saldırmasında güçlü bir antioksidant görev üstlenerek düşük yoğunluktaki lipoproteinlerin (LDL) kılcal damarlarda birikmesini engeller.
- Hücrelerde değişim sonucunda tümör oluşumuna izin verebilecek hücre için moleküller üzerine serbest radikallerin saldırısını bloke eder ve sonuçta kanser oluşumunu engeller.
Herkese sağlıklı ve mutlu bir hayat temenni ederken %100 doğal ve katkısız ürünlerimizi tüketmenizi tavsiye ederiz.
……………………………………
Üzüm Çekirdeğinin Faydaları Nelerdir, Nasıl Kullanılır?

Üzüm çekirdeği damarları korur. Damar sertiğini önler. Kalp krizi riskini azaltır. İyi kolesterolün yükselmesine kötü kolesterolün azalmasına katkıda bulunması üzüm çekirdeğinin faydaları arasındadır.
2) Üzüm çekirdeği antioksidan etkisi ile kansere karşı koruyucudur. Bu yönüyle kanserin engellenmesine yardım eder. Aynı zamanda kanser tedavisinde meydana gelen olumsuzlukların daha az yaşanmasına katkıda bulunduğu da tespit edilmiştir.
3) Zayıflamış kan damarlarını kuvvetlendirir. Yüksek tansiyon hastalarında kılcal damarları güçlendirdiği görülmüştür.
4) Gözlerdeki kılcal damarlarda kan dolaşımını kuvvetlendirir. Gözün saydam tabakasını korur. Devamlı bilgisayar kullananların göz sağlığını korumaları için de uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.
5) Yaşlanmaya bağlı görme gücünde bozulma meydana gelmesi gibi sorunları engelleyici özelliği vardır. Maküler dejenerasyon ve kataraktan koruması üzüm çekirdeğinin göz sağlığı için önemini gösterir.
6) Üzüm çekirdeği özü kan ve lenf dolaşımını düzenler.
7) Cildin bağdokusunda olan kollajeni güçlendirir. Uzum cekirdegi cilt üzerinde de olumlu faydalar sağlar. Bağ dokusunu kuvvetlendirerek cildin sarkamasını önler.
Solgun cansız cilde sahip olanlar ve cilt kırışıklığından şikayet edenler için üzüm çekirdeği doğal bir yardımcıdır. Cildin daha sıkı ve elastik olmasını sağlar. Hücre yenileyici etkisiyle cildin güzelleşmesini sağlar.
9) Hücre koruyucu etkisinden dolayı kozmetik alanında da oldukça popüler olmuştur. Cilt ve dudak koruyucu ürünler, yüz ve vücut kremleri gibi ürünlerde de kullanılmaktadır.
10) Üzüm çekirdeğinin yararları arasında histamin salgısını azaltarak alerjiye karşı önleyici etkide bulunması da vardır.
11) Basur ve varis gibi toplardamar yetersizliklerinde yararlıdır.
12) Üzüm çekirdeğinin faydası sedef ve egzama gibi deri rahatsızlıklarında da önemlidir.
13) Dişetinde kanama sorunu olanlar içinde üzüm cekirdegi faydalıdır.
14) Saç sağlığı ve üzüm çekirdeği : Üzüm çekirdeği saç büyümesini uyarabilir. Üzüm çekirdeği ile yapılan bir araştırmada saç hücrelerinin arttığı görülmüştür.
15) Üzüm çekirdegi C vitamininin etkisini artırır.
Üzüm Çekirdeği Nasıl Kullanılır:Üzüm çekirdeği kullanımı taze olarak tüketimi dışında birkaç şekilde de alınabilir.
Üzüm çekirdeği tableti : Günlük olarak 100-200 mg üzüm çekirdegi kapsülü tavsiye edilmektedir.
Üzum cekirdegi tozu : 1 tatlı kaşığı üzüm çekirdegi tozu bal ya da yoğurtla karıştırılıp alınabilir. Açıkta satılan öğütülmüş üzüm çekirdeği kullanmaktan kaçınılmalıdır. Havayla temas etmesi üzüm çekirdeği tozunun sterilize özelliğini kaybetmesine neden olabilir.
Kuru üzüm çekirdeği: Günde bir avuç kuru üzüm yenilerek de üzüm çekirdeği alınabilir.
Üzüm çekirdeğinin bu tür kullanımı dışında kozmetik alanında kullanılan şekilleri de vardır. (üzüm çekirdeği kremi, şampuan, sabun gibi.)
Üzüm çekirdeğinin zararları: Üzüm çekirdeğinin insan sağlığına hiçbir zararı yoktur. Yalnız, Üzüme alerjisi olan kişilerin üzüm çekirdeği kullanması tavsiye edilmemektedir.