Polenin faydaları nelerdir? Poleni tanıyor muyuz? Polen nasıl yenir?
Çiçektozu (polen) insanlarımız tarafından daha tam tanınmıyor. Polenin protein, vitaminler, mineraller bakımından ne kadar zengin bir besin olduğunu bilsek bu besini mutfağımızdan eksik etmeyiz. 40 yaşından sonra yaşlanmaktan dolayı gelen bazı rahatsızlıkları önlediğini bir bilsek, her gün polen almayı ihmal etmeyiz. Daha önemlisi, küçük çocuklarda dengesiz beslenmeden dolayı meydana gelebilecek gelişim bozukluklarını önceden düzenlediğini bir bilsek, bebelerimizi de polensiz bırakmayız.
Devamını okumak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız.
http://manavgatliarici.blogspot.com/search/label/polen%20nas%C4%B1l%20yenir
........................................................................................................................
-->
BALIN DONMASI
Yandaki resimde batı ülkelerinden birinde donmuş ve donmamış süzme balların beraberce satışa sunulmuş halini görüyoruz.
Toplumumuzda yanlış bir inanış var. “Bal donmuşsa o bal hileli baldır. Arıcı balı şekerden yaptırdığı için bal donmuştur.”
Bu tamamen kulaktan dolma, konuyu tam bilmemekten kaynaklanan bir inanıştır. Hileli bal ayrı bir konu, balın donması ayrı bir konudur. Hileli bal ayrıca anlatılacaktır. Gelelim balın donmasına.
Çiçek balları er ya da geç donar (kristalize olur). Sırlanmış petek balları uzun süre (senelerce) donmadan kalabilir. Süzme çiçek balları daha erken donar. Sözgelimi güzün derlenen püren balı süzülmüşse o kış genellikle donar. Oysa arıcılar püren çiçeği sırasında arılara hemen hemen hiç şeker vermezler. Yani donma olayının arıcının verdiği şekerle birebir ilgisi yoktur.
Balın donmasında ortam ısısı ve bazı başka nedenler yanında bal içinde bulunan çiçektozu taneciklerinin de etkisi vardır. Sözgelimi salgı ballarında (basara balı, çam balı) çiçektozu tanecikleri bulunmaz ve süzülmüş salgı balları donmaz. Ama çiçek ballarının içinde doğal olarak çiçektozu tanecikleri bulunduğu için havalar soğuyunca bal, içindeki faydalı maddeleri korumak için koyulaşıp krem haline gelir. Bunu balın donması, balın kristalize olması ya da balın şekerlenmesi şeklinde adlandırırız. Batı ülkelerinde süzme balların yanına kristalize olmuş ballar da konulup (krem bal olarak) satılıyor ve severek yeniyor.
Donmuş ballar 45 derece ısıda ılık su içinde bir süre bekletilirse eski akıcılığına geri döner ve besin değerinden bir şey kaybetmez. Isıtılan balın ısısı 56 dereceyi geçerse bal içindeki bazı faydalı maddeler kaybolur, besin değeri azalır. Bu şekilde fazla ısıtılarak birdaha donmayacak hale getirilen balları usta arıcılar "ölü bal"olarak nitelendirmektedirler. Balda, bal tadı olur ama besin değeri olarak reçelden bir farkı kalmaz. Ancak bu şekilde fazla ısıtılmış ya da kaynatılmış ballar içindeki faydalı maddeleri korumak için bir daha kolay kolay donamaz.
Bazı bilgisi olmayan arıcılar ya da bu işin ticaretini yapan kişiler süzme balları donunca satamıyorlar ve balın bir daha donmaması için balı fazla ısıtıyorlar. Hatta bazıları kaynatıyorlar bile. Fazla ısıtılan ballar da ölü bal olduysa bir daha donmuyor.
Hasat sonundaki süzme çiçek ballarının akıcı olması normaldir. Süzme çam balının senelerce donmaması da olağandır. Ama süzme çiçek balları er ya da geç havalar soğuyunca koyulaşır, kremleşir ya da balın toplandığı çiçeğin özelliğine göre donar. Bu da olağandır. Oysa havalar soğuyunca çiçek balı donmamışsa o balın ölü bal olup olmadığından şüphelenmek gerekir. Havalar soğuduktan sonra donan çiçek balını mı tercih etmek gerekir, donmayan çiçek balını mı?
Bilinçli tüketicimiz bal aldığı satıcıya:
"Balın çiçek balı mı, yoksa basara (çam) balı mı?"
“Çiçek balıysa, balın donar mı donmaz mı?” diye sormalı bence, çiçek balının "ölü bal" olup olmadığını anlamak için.
“Çiçek balıysa, balın donar mı donmaz mı?” diye sormalı bence, çiçek balının "ölü bal" olup olmadığını anlamak için.
Bilinçli tüketicimizin bal satıcısına, arıcıya soracağı daha önemli sorular da var:
“Arılarına hangi kimyasal ilaçları kullandın? Bu balda antibiyotik kalıntısı var mı?” Gibi sorularla sorgularsa arıcı da satıcı da bu konuda daha duyarlı olmak zorunda kalacaktır zamanla.
Ballarda ilaç kalıntısı olup olmadığının bilinmesi sağlığımız açısından balın donup donmamasından daha önemlidir.
Bir anı
Antalya merkezde çalıştığım yıllardı. Arıları yaz aylarında Burdur yöresinde anason çiçeğine götürüyordum. Anason balı hasat edildikten sonra da Fethiye’ye çam balı için taşıyordum..Böylece elimde pazarlamak için hem çiçek balım hem de çam basarası balım oluyordu.
Gelelim pazarlama yöntemine:
Öğretmen olduğum için okullarda öğretmen arkadaşları çay içme teneffüsünde ziyaret ediyordum. Kuru kuru ziyaret yerine bir kâsede çiçek balı, bir kâsede çam balı götürüp tadına bakmaları için masalarına koyuyordum.
Balların tadına baktıktan sonra soruyorlardı:
“Balın donar mı?”
Cevap:
Bu bal donar, bu bal donmaz.
Bu arada sohbet sırasında çiçek ballarının kristalize olmasının normal olduğunu, oysa basara balının donmadığını ama bunun yanında çam balının bir kaynaktan, çiçek balının ise çok kaynaktan derlendiğini, besin değerinin de çam balından daha çok olabileceğini abartmadan uygun bir dil ile anlatıyordum. Çiçek balı çam balından daha pahalı olduğu halde “donan bal” almayı tercih ediyorlardı.
Her gelişimde “donan bal”ın var mı? Diye soruyorlardı. Hayret! Çoğunluk donan balı tercih ediyordu.
............................................................................................................
PETEK BAL TÜKETİMİ
-->Balmumu kana karışmıyor, beslenmemize katkıda bulunmuyorsa onu yemek israftır. Bir arıcı olarak balın süzme bal olarak tüketilmesinden yanayım. Bal hasadı sırasında bütün siyahlaşmış ve gözenekleri bozulmuş petekleri süzer ve boş petekleri günısıda eriterek muma çeviriyorum.
Beyaz ve sırlanmış peteklerin toplumumuzda süzme bal gibi tüketilme alışkanlığı var. Evde biz de süzme bal tükendikten sonra petek bal yeriz.
Petek bal tüketmeye neden ihtiyaç duyuyoruz acaba?
Süzme bal süzüldükten bir süre sonra tadı, kokusu, kıvamı değişmeye başlıyor. İlk süzüldüğündeki nefis koku, hava ile temas edince kayboluyor. Bu koku ile birlikte bazı besin değerleri de kayboluyor. Bazı doktorlar hastalarına petekli bal yemelerini öneriyorlar.
Ben ve bazı arıcılar taze süzme bal ya da balın petekli olarak saklanıp süzme olarak yenmesinden yanayız.
Petekli olarak saklayalım, süzme olarak yiyelim. Bu nasıl olacak? Her bal yiyeceğimizde bal süzme makinesini mi kuralım? Hayır. Kolayı var.
Eğer petek bal çıtadan çıkarılıp kutulara paketlenmiş ise kabından birkaç günde tüketeceğimiz kadar bir petek parçası alınıp tabağa konur. (Resimde olduğu gibi.) Petek balın ortasındaki kalın ve sert kısma temel petek denir. Tabaktaki balın temel petekten yukarısı bir çatal ya da kaşıkla sıyrılır. Ters çevrilip öbür yüzü de sıyrılır. Sıyrılmış kırıntılı sıvı istenirse bir de süzgeçten geçirilir. İşte size nefis kokulu taze süzme bal. Tabakta kalan sert temel petek kısmı da bir bardağa konup üzerine biraz su dökülürse birkaç dakika sonra taze baldan şerbetimiz de hazır olur. Balı yıkanmış olan temel petek ve kırıntılar da bir poşette biriktirilip eriterek mum elde etmek için kullanılabilir.
Yok, elimizdeki petek çıta halinde ise işimiz daha da kolay. Çıtayı Bir kap üstüne konmuş olan süzgece doğrudan sıyırabiliriz. Çıtanın iki yüzü de sıyrılınca imkanımız varsa arılı bir kovana verilebilir. Biz evde :
PETEKLİ BAL SAKLIYORUZ AMA SÜZME BAL YİYORUZ.
Her yiğidin bir yoğurt yeyişi varmış. Sizlerden de farklı uygulamaları olanlar varsa yazsınlar paylaşalım.
PETEKLİ BAL SAKLIYORUZ AMA SÜZME BAL YİYORUZ.
Her yiğidin bir yoğurt yeyişi varmış. Sizlerden de farklı uygulamaları olanlar varsa yazsınlar paylaşalım.
....
KORONO SALGINI VE PROPOLİS KULLANIMI
KORONO SALGINI VE PROPOLİS KULLANIMI
KÖYDE KORONA
SEFERBERLİĞİ
2020 Mart ayında köye gelmiştik. O günlerde
dünya çapında görülen korona virüsü salgınının yurdumuza da geldiği günlerdi.
Medyadan hastalık hakkında ve yapmamız gerekenler hakkında gerekli duyurular
yapılıyordu. Bazı yerlerdeki insanlarımız kendilerini bir seferberlik içine
sokmuşlardı.“Bin nasihatten bir musibet etkilidir” demiş atalarımız. Salgın
çıkmasından sonra köydeki insanlarımız
bağına bahçesine gidip çalışmasına devam etti. Hayvanlarının bakımını
aksatmadı. Ama dışarıya, pazara gidip gelmeler azaldı. Zorunlu olmayınca
komşuya bile gidilmedi. Komşu süt istediyse süt bidonu merdiven dibine konulup
geri dönüldü. Çaya davetler ertelendi. Konuk ağırlanmadığı halde evlerde sabun
ve kolonya kullanımı arttı. Evde yalnız kalmaya, kendi kendimize yetmeye kendimizi
biraz alıştırdık. Televizyonda. de izledim, bir bakkal kasaya giren bütün
paraları kaynar suya batıp çıkarıyor, “Ucuz tarife koronu virüs dezenfekte
aleti” diye söyleniyordu. Köy içinde karşılaşan tanıdıklar el sıkma yerine
uzaktan baş eğerek selamlaşma ile yetindiler. Hasretlik giderenler bile sarılıp
öpüşme yerine sözleriyle, gülüşleriyle birbirlerini okşama yolunu denediler…
Daha bunlara benzer bir çok yeni davranışlar edindik.Umarım Korono salgını
geçici, bu arada edindiğimiz alışkanlıklar kalıcı olur.
ARI SAKIZI (PROPOLİS)
NEDİR, FAYDALARI NELERDİR, NASIL KULLANILIR?
Korona
salgınının yurdumuzda görülmesi üzerine bazı tanıdıklar benden propolis
(arısakızı) istediler. Ben de konulara yeniden bir göz atıp sizlerle
paylaşıyorum.
Babam arıcılık yapardı. Elimizde ya da
ayağımızda oluşan çizikleri, sıyrıkları ya da yaraları ya sorkuç (reçine) ya da
arısakızı (propolis) ile kaplardı. Dış ortamdan yalıtılan yaralar bir süre
sonra kendiliğinden iyileşirdi. Diş ağrılarında da arısakızını kullanırdık. Diş
etleri şişmiş bir diş arısakızı ile kaplanırsa kısa süre sonra hem ağrı kesilir
hem de şiş inerdi. Köyümjüzdeki arıcılar arasında diş ağrısına karşı
kullanılması hala devam etmektedir. Arısakızı ile arılar kovanlarındaki
delikleri kapatırlar. Kovan içine girip orada ölen, eşek arısı, fare, gibi
küçük hayvanların üzerlerini de kaplayarak onların kötü kokusundan ve
zararlarından korunurlar. Yani arısakızı arılar için de bir koruyucudur.
Propolis, pro= koruyucu, polis= şehir.anlamındadır. Arısakızı normal ısıda sert
ama ağız içi gibi ılık ortamlarda yumuşaktır. Eskiden su kabı olarak
kullandığımız güğüm ve ibriklerin dibi delinince geçici olarak arısakızı ile
sıvayıp akması önlenirdi. Ben de arıcılık yapmaktayım ve arısakızını bazı
yerlerde kullanıyorum. Sonradan öğrendim ki arısakızı insanlar için de değerli
bir besin, etkili bir koruyucudur. İnternetten seçtiğim bir videoyu ve yazıyı ekliyorum. Faydalandığım bazı
kaynaklar:
…
Devamı:
http://manavgatliarici.blogspot.com/2020/04/koyde-korona-seferberligi-v-arisakizi.html..............................
...
![]() |
Bebeklerimize bir yaşına kadar bal vermeyelim. |
Değerli blog sahibi paylaşımlarınız çok dikkat çekici olduğundan dolayı Dell notebook teknik servisi olarak bloğunuzu uzun süredir takip ediyoruz.
YanıtlaSil